Zihinsel Yetersizlik
zihinsel yetersizlik
 
Zihinsel Yetersizlik
 
Genel öğrenme yetersizliği ve mental retardasyon (MR) olarak da bilinen zihinsel yetersizlik (ID), önemli ölçüde hasar görmüş zihinsel ve uyarlanır fonksiyon ile karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluktur. Gündelik ve genel yaşamı etkileyen iki veya daha fazla uyarlamalı davranıştaki eksikliklere ilaveten zihinsel yetersizlik, 70 IQ değerinin altındaki zekâ katsayıları olarak tanımlanır.

Neredeyse tamamen bilişe odaklanıldığında, verilen tanım hem zihinsel işleyişe hem de bireylerin çevrelerindeki fonksiyonel becerilerine ilişkin bir bileşeni içerir. Kişinin pratikteki gerçek yeteneklerine odaklanması sonucunda, alışılmadık derecede düşük IQ'lu bir kişinin zihinsel yetersizliğe sahip olduğu düşünülemeyebilir.

Zihinsel yetersizlik, diğer tıbbi ve davranışsal belirtiler ile semptomlara ilişkili zihinsel eksikliklerin var olduğu ve başka anormallikler olmaksızın ortaya çıktığı sendrom dışı zihinsel bozukluğun yer aldığı sendromik zihinsel yetersizlik gibi alt sınıflara ayrılmıştır. Down sendromu ve kırılgan X sendromu (frajil), sendromik zihinsel yetersizliklere örnektir.

Zihinsel yetersizlik, genel nüfusun yaklaşık % 2–3'ünü etkiler. Etkilenen insanların yüzde yetmiş beş ila doksanı hafif zihinsel engellidir. Sendromik olmayan veya idyopatik olgular % 30-50 oranındadır. Olguların yaklaşık dörtte biri genetik bir bozukluktan kaynaklanmakta ve vakaların yaklaşık % 5'i bireyin ailesinden kalıtım yoluyla geçmektedir. Bilinmeyen nedenler 2013 yılından itibaren yaklaşık 95 milyon insanı etkilemektedir.
 

Belirti ve bulgular
 
Zihinsel yetersizlik (ID) çocukluk döneminde başlar ve aynı yaştaki akranlarla kıyaslandığında zihinsel yetenekler, sosyal beceriler ve günlük yaşamın temel faaliyetlerini (ADL) etkiler. [9] Genetik bir bozuklukla (örn. Down sendromu) ilişkili olduğunda, karakteristik fiziksel özellikler göstermesi mümkün olsa da genellikle ID'nin hafif formlarının fiziksel belirtileri yoktur.
Bu yetersizlik derecesi her bir kişi için değişmektedir. Erken belirtilerin bazıları şunları içerebilir:
  • Konuşmayı öğrenmede yavaşlık ya da konuşmaya başladıktan sonra dil becerilerini kullanmada devam eden zorlanmalar
  • Öz yardım ve öz bakım becerileri ile ilgili zorluklar (ör. giyinmek, yıkanmak ve beslenmek)
  • Davranışsal ve sosyal problemler
  • Zihinsel olarak gelişimde sorun veya bebeksi davranışların devam etmesi
  • Okulda devam eden sorunlar
  • Yeni durumlara uyum sağlayamama
  • Sosyal kuralları anlama ve takip etme güçlüğü
  • Planlama veya problem çözme yeteneklerinde zayıf olma
  • Motor becerilerin gelişimindeki (oturma, emekleme, yürüme) önemli aşamalara ulaşmada gecikmeler veya ulaşmada başarısız olma.
 
Erken çocukluk döneminde, hafif zihinsel yetersizlik (IQ 50–69) okula başlayana kadar çocuklarda fark edilmeyebilir veya tanı konulamaz. Zayıf akademik performansın olması durumunda bile, zihinsel yetersizliği, özel öğrenme güçlüğünden veya duygusal / davranış bozukluklarından ayırt etmede uzmanlık gerektiren bir değerlendirme talep edilebilir. Hafif derecede zihinsel yetersizlik yaşayan kişiler, okuma ve matematik becerilerini yaklaşık dokuz ila on iki yaş arası tipik bir çocuğun seviyesine kadar öğrenebilirler. Yemek yapma veya yerel toplu taşıma sistemini kullanma gibi öz bakım ve pratik becerileri öğrenebilirler. Zihinsel engelli bireyler yetişkinliğe eriştiğinde, birçoğu bağımsız olarak yaşamayı ve kazançlı bir şekilde çalışmaya devam etmeyi öğrenebilmektedir.
 
Orta derecedeki zihinsel yetersizlik ise (IQ 35–49) hayatın ilk yıllarında neredeyse her zaman görülür. Konuşma gecikmeleri özellikle orta ID'nin yaygın belirtilerindendir. Orta derecede zihinsel engelli insanlar, tam katılım için okulda, evde ve toplumda önemli desteklere ihtiyaç duyarlar. Akademik potansiyelleri sınırlı olsa da basit sağlık ve güvenlik becerilerini öğrenebilir ve kolay etkinliklere katılabilirler. Yetişkinliğe ulaştıklarında, aileleriyle birlikte, destekleyici bir grup evinde (bakıma ihtiyaç duyan kişilere hizmet veren bakım evi) ya da yarı-bağımsız olarak, örneğin, mali durumlarını yönetmelerine yardımcı olacak önemli destekleyici hizmetlerle yaşayabilirler. Ayrıca yetişkin olarak, korumalı iş yerlerinde çalışabilirler.
 
Şiddetli ya da ağır (derin) zihinsel yetersizlikleri olan kişiler, daha yoğun bir desteğe ve tüm yaşamlarının denetimine ihtiyaç duyarlar. Günlük yaşamdaki bazı temel etkinlikleri öğrenebilirler ancak zihinsel engellilik, yetişkinlik döneminde bakım verenlerden önemli ölçüde yardım almadan bağımsız olarak kendi öz bakımlarını yapamadıklarında şiddetli veya derin olarak tabir edilir. Derin zihinsel yetersizlik yaşayan bireyler, bu aktivitelerin bazılarına sınırlı derecede katılmayı öğrenebilecek olsalar da günlük hayattaki tüm faaliyetler ve fiziksel sağlıklarını ve güvenliklerini koruma için diğerlerine tamamen bağımlıdırlar.
 
 
Nedenleri

Çocuklar arasında, zihinsel yetersizliğin nedeni, vakaların üçte biri ile yarısı arasında bilinmemektedir. Vakaların yaklaşık % 5'i kişinin ebeveynlerinden kalıtım yoluyla alınır. Zihinsel bozukluğa neden olan ancak kalıtsal olmayan genetik bozukluklar, genetik gelişimdeki kazalar veya mutasyonlardan kaynaklanabilir. Bu tür kazaların örnekleri, en yaygın genetik etken olan ekstra bir kromozom 18 (trizomi 18) ve Down sendromunun gelişmesidir. Velokardiyofasiyal sendrom ve fetal alkol spektrum bozuklukları, en sık karşılaşılan iki nedendir. Ancak, doktorlar birçok başka sebep bulmuşlardır. En yaygın olanları şunlardır:
 
  • Genetik koşullar. Bazen bozukluklar, ebeveynler tarafından kalıtımla anormal genlerin birleşmesinden kaynaklanan hatalardan veya başka nedenlerden kaynaklanır. En sık görülen genetik durumlar arasında Down sendromu, Klinefelter sendromu, Kırılgan X sendromu (erkek çocuklarda yaygın), nörofibromatozis, konjenital hipotiroidizm, Williams sendromu, fenilketonüri (PKU) ve Prader-Willi sendromu yer almaktadır. Diğer genetik koşullar arasında PHF8 genindeki (OMIM 300560) mutasyonların neden olduğu Phelan-McDermid sendromu (22q13del), Mowat-Wilson sendromu, genetik siliopati ve Siderius tip X'e bağlı zihinsel yetersizlik (OMIM 300263) bulunmaktadır. En nadir durumlarda X veya Y kromozomu olan anormallikler de bozukluğa neden olabilir. 48, XXXX ve 49, XXXXX sendromu dünya çapında az sayıda kız çocuğunu etkilerken, erkekler 49, XXXXY veya 49, XYYYY'den etkilenebilir. 47, XYY, önemli ölçüde düşük IQ ile ilişkili değildir, ancak etkilenen bireyler, ortalama olarak etkilenmeyen kardeşlere göre biraz daha düşük IQ'lara sahip olabilir.

    Hamilelikteki sorunlar. Zihinsel yetersizlik, fetüs düzgün gelişmediği zaman ortaya çıkabilir. Örneğin, fetüs büyüdükçe hücrelerinin bölünüp gelişmesinde bir problem olabilir. Hamilelik sırasında alkol kullanan (fetal alkol spektrum bozukluğuna bakınız) veya kızamıkçık gibi bir enfeksiyon geçiren hamile bir kişi de zihinsel engelli bir bebeğe sahip olabilir.

    Doğumdaki problemler. Bir bebeğin doğum sancısı ve doğum sırasında, yeterli oksijen almamasından kaynaklanan sorunlar, beyin hasarı nedeniyle gelişimsel yetersizliğe neden olabilir.

    Belirli hastalık türlerine veya toksinlere maruz kalma. Boğmaca öksürüğü, kızamık ya da menenjit gibi hastalıklar, tıbbi bakımın gecikmesi ya da yetersiz olması durumunda zihinsel bozukluğa neden olabilir. Kurşun veya cıva gibi zehirlere maruz kalmak da zihinsel yetenekleri etkileyebilir.
  • Dünya çapında yaklaşık 2 milyar insanı etkileyen iyot eksikliği, iyot eksikliğinin endemik olduğu dünyanın gelişmekte olan bölgelerinde zihinsel yetersizliğin önde gelen önlenebilir nedenidir. İyot eksikliği ayrıca tiroid bezinin genişlemesi olan guatra neden olur. Hafif düzeyde zekâ bozukluğu, şiddetli iyot eksikliğinin neden olduğu zihinsel engel olarak adlandırılan tam teşekküllü kretinizmden daha yaygındır. Doğal yetersizlik ve devletin kayıtsız kalması nedeniyle dünyanın belirli bölgeleri ciddi şekilde etkilenmektedir. 500 milyon kişinin bu bozukluktan, 54 milyonun guatrdan ve 2 milyon kişinin kriminalizmden acı çektiği Hindistan bu bölgelerin en kötüsüdür. İyot eksikliğinden etkilenen diğer ülkeler arasında Çin ve Kazakistan yaygın tuz iyotlaştırma programları başlatmışlardır, oysa 2006 yılından itibaren Rusya'nın böyle bir programa sahip olmadığı görülmüştür.
  • Yetersiz beslenme, Etiyopya gibi kıtlıktan etkilenen dünyanın bazı bölgelerinde düşük zekanın yaygın bir nedenidir.
  • Arkuat fasikülün yokluğu.

 

Teşhis

Hem Amerikan Zihinsel ve Gelişimsel Engelliler Derneği'ne göre (Zihinsel Yetersizlik: Tanım, Sınıflandırma ve Destek Sistemleri (11. Baskı) ve hem de Amerikan Psikiyatri Birliği Zihinsel Bozuklukların Tanısal ve İstatiksel Kılavuzu’na (DSM-IV) göre, zihinsel bozukluk teşhisi için üç kriter yerine getirilmelidir: genel zihinsel yeteneklerde önemli bir sınırlama (zihinsel işleyiş), çoklu ortamlarda bir veya daha fazla uyarlanabilir davranış alanında önemli kısıtlamalar (uyarlanabilir davranış derecelendirme ölçeği ile ölçülen iletişim, öz bakım becerileri, bireyler arası temel iletişim becerileri ve daha fazlası) ve çocukluk veya ergenlik döneminde sınırlamaların belirginleştiğine dair kanıtlar.Genel olarak, zihinsel engelli bireylerin 70'in altında bir IQ'ları vardır, fakat biraz daha yüksek IQ’ya sahip ancak adaptif işleyişte ciddi bozulmaları olan bireyler için klinik uygunluk yetkisine ihtiyaç duyulabilir.
 
Resmi olarak IQ ve adaptif davranışların bir değerlendirmesi ile teşhis edilir. Gelişim döneminde ortaya çıkması muhtemel üçüncü bir koşul, zihinsel yetersizliği, Alzheimer hastalığı, bunama (demans) veya travmatik beyin yaralanmaları gibi diğer durumlardan kaynaklanan hastalıklardan ayırmak için kullanılır.
 
 
Zekâ katsayısı
 
İlk İngilizce IQ testi olan Stanford-Binet Zekâ Ölçekleri, Alfred Binet tarafından Fransa'daki okul çocuklarını belirli sınıflara yerleştirilmek üzere tasarlanmış bir test bataryasından uyarlanmıştır. Lewis Terman, Binet'in testini düzenlemiş ve "genel zekayı" ölçen bir test geliştirmiştir. Terman'ın testi, "zekâ katsayısı" formunda (kronolojik yaşa bölünüp 100 ile çarpılan "zihinsel yaş") puanları bildiren yaygın olarak kullanılan ilk zihinsel test olmuştur. Günümüzdeki testler ortalama puanın altında iki standart sapması ile teste giren bireyin yaş grubuna göre 70 IQ değerinde tanımlanmış test katılımcısının performans seviyesi ile "sapma IQ" formunda puanlanmaktadır. Tanı standartlarının en son revizyonuna kadar, IQ 70 veya altı, zihinsel yetersizlik tanısı için birincil faktördü ve zihinsel yetersizlik derecelerini sınıflandırmak için IQ puanları kullanılmıştır.
 
Zihinsel yetersizliğin şimdiki tanısı başlı başına IQ puanlarına dayanmadığından ve aynı zamanda kişinin uyumsal işlevini de göz önünde bulundurmak zorunda olduğundan, kesin bir şekilde tanı konulmamaktadır. Kapsadığı alanlar arasında zihinsel puanlar, bireyin tanıdığı bir kişinin sağladığı bilinen yeteneklerin tanımlarına dayanan uyarlanabilir davranış derecelendirme ölçeğindeki uyarlamalı işleyiş puanları ve ayrıca testi veren uzmanın doğrudan doğruya kişinin anlayabilme, iletişim kurabilme ve benzeri üzerine gözlemleri. IQ değerlendirmesi mevcut bir teste dayanmalıdır. Bu, zamanla nüfusun IQ testi performansının IQ test normlarını değiştirmedeki değişikliklerin bir sonucu olan Flynn etkisinin gizli tehlikesinden kaçınmak için tanıyı mümkün kılar.
 
 
Diğer güçlüklerden ayırt etme

Klinik olarak, zihinsel yetersizlik, bilişsel noksanlığı veya zihinsel yetenekleri etkileyen engellerin bir alt türü olup, zihinsel bozukluk olarak uygun bir şekilde nitelendirilemeyecek kadar hafif zihinsel eksiklikleri ya da (özel öğrenme bozukluğunda olduğu gibi) çok spesifik olan veya sonradan yaşamda edinilmiş beyin yaralanmaları veya bunama gibi nörodejeneratif hastalıklar, zihinsel bozuklukları içeren daha geniş bir kavramdır. Bilişsel eksiklikler her yaşta ortaya çıkabilir. Gelişimsel bozukluklar, büyüme ve gelişme ile ilgili sorunlardan kaynaklanan herhangi bir güçlüktür. Bu terim, akılsal veya zihinsel bileşenlere sahip olmayan birçok doğuştan tıbbi durumu da kapsamaktadır fakat bazen zihinsel yetersizliği örtbas etmede de kullanılmaktadır.
 
 
Birden fazla alanda sınırlamalar

Uyarlayıcı davranış veya uyarlamalı işlev, bağımsız olarak (ya da yaş için minimal olarak kabul edilebilir düzeyde) yaşamak için gerekli olan becerileri ifade eder. Uyarlanabilir davranışı değerlendirmek için, uzmanlar bir çocuğun fonksiyonel yeteneklerini benzer yaştaki diğer çocuklarla karşılaştırır. Uyarlayıcı davranışları ölçmek için, uzmanlar, kişilerin kendilerini iyi tanıyan bireylerden topluluk içindeki faaliyetleri hakkında sistematik bir şekilde ortaya çıkardıkları yapılandırılmış görüşmeleri kullanırlar. Birçok adaptif davranış ölçeği vardır ve bireyin uyumsal davranışının kalitesi, doğru bir şekilde değerlendirilme ile klinik yargıya ihtiyaç duyar. Aşağıdaki gibi bazı beceriler, uyumlayıcı davranış için önemlidir:

  • Söylenenlerin anlaşılıp cevap verilmesi gibi iletişim becerileri
  • Akranlar, aile üyeleri, eşler, yetişkinler ve diğerleri ile sosyal beceriler
  • Giyinmek, banyo yapmak ve beslenmek gibi günlük yaşam becerileri
 
Yönetim

Çoğu tanım gereği, zihinsel bozukluk, bir hastalıktan ziyade daha çok bir yetersizlik olarak kabul edilir. Zihinsel yetersizlik, şizofreni ya da depresyon gibi ruhsal hastalıklardan pek çok şekilde ayırt edilebilir. Şu anda, sabit bir bozukluk için kesin bir “tedavi” yoktur ancak uygun destek ve eğitim sayesinde çoğu birey birçok şeyi yapmayı öğrenebilir. Doğuştan gelen hipotiroidizm (tiroit yetmezliği) gibi nedenler, erken saptanırsa, zihinsel bir bozukluğun gelişimini önlemek için tedavi edilebilir.
Dünyada gelişimsel bozuklukları olan insanlara yardım eden devlet tarafından işletilen, kâr amacı güden ve kâr amacı gütmeyen, özel olarak işletilen binlerce kurum vardır. Bir kurum içinde tam kadrolu bakım evleri, okulları andıran günlük rehabilitasyon programları, engellilerin iş bulabileceği atölyeler, gelişimsel engelli insanların toplumda iş bulmasına yardımcı olan programlar, kendi daireleri olan gelişimsel bozukluğu olan insanlara destek sağlayan programlar, çocuklarını yetiştirme konusunda onlara her türlü desteği sağlayan programlar ve daha fazlası mevcuttur. Gelişimsel engelli çocukların ebeveynleri için birçok kurum ve program da hali hazırda vardır.
Bunun ötesinde, gelişimsel engelli insanların temel yaşam becerilerini öğrenmek için yer alabilecekleri özel programlar vardır. Bu "hedefleri" onların başarmaları çok daha uzun bir zaman alabilir, ancak nihai hedef bağımsızlıktır. Bu bağımsızlık, diş fırçalamadan bağımsız bir ikamete kadar herhangi bir şey olabilir. Gelişimsel engelli insanlar yaşamları boyunca öğrenirler ve ailelerinin, bakıcılarının, klinisyenlerinin ve tüm bu insanların çabalarını koordine eden insanların yardımıyla hayatlarının sonuna kadar birçok yeni beceri kazanabilirler.
Bakıcılardan, topluluk üyelerinden, klinisyenlerden ve elbette zihinsel engelli birey(ler)in aktif katılımına izin veren dört geniş müdahale alanı vardır. Bunlar arasında psikososyal tedaviler, davranışsal tedaviler, bilişsel-davranışçı tedaviler ve aile odaklı stratejiler bulunmaktadır. Psikososyal tedaviler ilk olarak müdahale için en uygun zaman olan okul öncesi ve okul çocukları için tasarlanmıştır. Bu erken müdahalenin içinde araştırmayı teşvik etmesi, temel becerilere rehberlik etmesi, gelişimsel ilerlemelerin kutlanması, rehberli öğrenme ve yeni edinilen becerilerin genişletilmesi, zararlı alay veya cezalandırma davranışlardan korunması ve ayrıca zengin ve duyarlı bir dil ortamına maruz kalması yer almalıdır. [26] Başarılı bir müdahalenin mükemmel bir örneği, bebeklik dönemden başlayarak okul öncesi çağındaki SES ailelerinden gelen 100'den fazla çocukla gerçekleştirilen Carolina Abecedarian Projesidir. Bulgular, 2 yaşına gelindiğinde, müdahale programlarına dahil olan çocukların, kontrol grubundaki çocuklardan daha yüksek puan aldığını ve program bitiminden 10 yıl sonra yaklaşık 5 puan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Genç erişkinliğe gelindiğinde, müdahale grubundaki çocuklar kontrol grubundaki akranlarından eğitim kazanımı, istihdam fırsatları ve davranış sorunları bakımından daha iyi durumda oldukları görülmüştür.
 
Davranışçı tedavilerin temel bileşenleri, dil ve sosyal becerilerin kazanımıdır. Tipik olarak, terapistin, sözcükler tamamlanana kadar çocuğun heceleri telaffuz etmesine yardımcı olmak için pozitif takviyeler ile birlikte bir şekillendirme prosedürü kullandığı bire bir eğitim verilir. Bazen resim ve görsel eğitim aracı içeren yöntemler ile, terapistler konuşma kapasitesini geliştirmeyi amaçlar, böylece önemli günlük görevler (ör. lavabo kullanımı, yemek yeme vb.) hakkında kısa cümleler çocuk tarafından etkin bir şekilde kullanılabilir. [28] [29] Benzer şekilde, paylaşma, sırayla alma, talimatı takip etme ve gülümseme gibi sosyal becerilerini geliştirmeyi öğrenen daha büyük çocuklar, bu türden bir eğitimden yararlanırlar. Aynı zamanda, sosyal içerme olarak bilinen bir hareket, zihinsel engelli olan çocuklar ve engelli olmayan akranları arasındaki değerli etkileşimleri arttırmayı hedefler. Önceki iki tedavi türünün bir kombinasyonu olan bilişsel davranışsal tedaviler, çocukların matematik, dil ve hafıza ve öğrenmeyle ilgili diğer temel becerileri öğreten stratejik-metastratejik bir öğrenme tekniğini içerir. Eğitimin ilk amacı, çocuğa bilişsel bağlantılar ve planlar yaparak stratejik bir düşünür olmayı öğretmektir. Daha sonra terapist, çocuğa, farklı görevler arasında ayrım yapmayı ve her bir görev için hangi planının veya stratejinin uyduğunu belirlemeyi öğreterek metastratejik olmasını sağlar. Son olarak, aile odaklı stratejiler, aileyi zihinsel engelli çocuk veya çocuklarını desteklemek ve özendirmek için ihtiyaç duydukları beceri ile güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
 
Genel olarak, bu, girişkenlik becerileri, davranış yönetimi teknikleri ve komşulardan, yakın akrabalardan ya da sağlık personellerinden nasıl yardım isteneceği gibi konuları içerir. Çocuk büyüdükçe, ebeveynlere daha sonra konut / mesken bakımı, istihdam ve ilişkiler gibi konulara nasıl yaklaşmaları gerektiği öğretilir. Her müdahale veya teknik için nihai amaç, sahip olduğu edindikleri becerileri kullanarak çocuk özerkliğini ve bağımsızlık duygusunu vermektir.
 
Zihinsel yetersizlik için belirli bir ilaç olmamasına rağmen, gelişimsel engelli birçok insan daha fazla tıbbi komplikasyona sahiptir ve reçeteli çeşitli ilaçları vardır. Örneğin, gelişimsel gecikmeli otistik çocuklar, davranışlarını kontrol altına almada yardımcı olması için doktor reçeteli antipsikotikler veya duygudurum dengeleyiciler alabilir. Zihinsel yetersizliği olan kişilerde benzodiazepinler gibi psikotropik ilaçların kullanımı, yan etkilerin sıklıkla ortaya çıktığı ve genellikle davranışsal ve psikiyatrik sorunlar olarak yanlış tanı konulduğu için gözetim ve uyarana karşı tetikte olmayı gerektirir.
 
 
Epidemioloji (Salgın hastalıklar bilimi)

Zihinsel yetersizlik, genel nüfusun yaklaşık % 2–3'ünü etkilemektedir. Etkilenen insanların % 75-90'ının hafif derecede zihinsel bozuklukları vardır. Sendromik olmayan veya idyopatik zihinsel yetersizlikler, vakaların % 30-50'sini oluşturur. Vakaların yaklaşık dörtte biri genetik bir bozukluktan kaynaklanmaktadır. Bilinmeyen nedenler 2013 yılından itibaren yaklaşık 95 milyon insanı etkilemektedir. Erkeklerde ve düşük ila orta gelirli ülkelerde daha yaygındır.
 
 
Tarihçe

Zihinsel yetersizlik, tarih boyunca çeşitli isimler altında belgelenmiştir. İnsanlık tarihinin çoğu boyunca, toplum herhangi bir engelli kişiye karşı kaba ve insafsız bir tutum sergilemiş ve zihinsel engelli insanlar genellikle ailelerindeki yük olarak görülmüştür.

Düşünme ve akıl yürütme yeteneklerine değer veren Yunan ve Roma filozofları, zihinsel engelli insanları neredeyse insan dışı varlıklar şeklinde niteleyerek hor görmüşlerdir. Zihinsel bozukluğun en eski fizyolojik görüşü, beyindeki dört salgının bir dengesizliğinden kaynaklandığına inanan, Hipokrat'ın beşinci yüzyılın sonlarındaki yazılarındadır.
Avrupa'daki Aydınlanma dönemine kadar, yiyecek, barınma ve giyim gibi temel fiziksel ihtiyaçların sağlanmasına odaklanarak aileler ve kilise (manastırlarda ve diğer dini topluluklarda), bu kişilere bakım ve himaye sağlamıştır. Zamanın sosyal tutumlarında olumsuz basmakalıplar öne çıkmaktadır.

13. yüzyılda, İngiltere zihinsel yetersizliği olan kişilerin karar veremediğini veya işlerini yönetemeyeceğini ilan ederek onların mali işlerini üstlenmek için vekillik oluşturmuştur.

17. yüzyılda, Thomas Willis zihinsel bozukluğun ilk tanımını bir hastalık olarak ifade etmiştir. Bu bozukluğun beyindeki yapısal sorunlardan kaynaklandığına inanan Willis'e göre, anatomik problemler ya doğuştan gelen bir durum olabilir ya da daha sonraki yaşamda edinilebilirdi.

Aileler tarafından sağlanan konut ve bakım gibi destekler 18. ve 19. yüzyıllarda, bir himaye modeline taşındı. İnsanlar aileleri tarafından (genellikle bebeklik döneminde) ya da ailelerinden uzaklaştırılan bireyler, büyük bir çoğunluğu kurum sakinlerinin emeği ile kendi kendine yeten büyük profesyonel kurumlara yerleştirilmiştir. Bu kurumlardan bazıları çok temel bir eğitim seviyesi sağlarken (renkler, temel kelimeleri tanıma ve sayılar arasındaki ayrım gibi) çoğu ise sadece gıda, giysi ve barınma gibi temel ihtiyaçların karşılanmasına odaklanmıştır.
Bu tür kurumlardaki koşullar geniş çapta değişmiş ancak sağlanan destek genel olarak bireyselleştirilmemiştir; sapkın davranışlar ve topluma yük olarak görülen düşük ekonomik verimlilik düzeyleri vardır. Daha varlık sahibi bireyler genellikle evde bakım veya özel hastaneler gibi daha yüksek derecedeki hizmetleri karşılayıp bunlardan faydalanabilmekteydi. Ağır sakinleştirme ve montaj-hattı metodu destek yöntemleri norm olurken, engellilik tıbbi modeli yaygınlaşmıştır. Hizmetler, bireyin ihtiyaçlarına göre değil, tedarikçinin görece kolaylığına dayalı olarak sağlanmıştır. Güney Afrika'daki Cape Town'da 1891'de yapılan bir araştırma, farklı imkanlar arasındaki dağılımı göstermektedir. Ankete katılan 2046 kişiden 1.281'i özel konutlarda, 120'si hapishanede ve 645'i sığınakta iken, ankete katılanların yaklaşık üçte ikisini erkekler temsil etmektedir. Barınmanın zor olduğu durumlarda, tercih hakkı beyaz ve siyah erkeklere (ki sergiledikleri çılgınlıklar ile iş ilişkilerini ve beyaz kadınlarla tabulaştırılmış cinsel ilişkiyi bozarak beyaz toplumunu tehdit etmiştir) verilmiştir.

19. yüzyılın sonlarında, Charles Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabına yanıt olarak Francis Galton, zihinsel bozukluğu azaltmak için insanların seçici üremesini (seleksiyon ıslahı) önermiştir. 20. yüzyılın başlarında öjeni hareketi dünya çapında popüler hale gelen bu yapı, gelişmiş dünyanın çoğunda zorla arındırmaya ve evliliğin yasaklanmasına yol açmasının yanı sıra, daha sonra Adolf Hitler tarafından soykırım sırasında zihinsel engelli insanların toplu katliamı için bir gerekçe olarak kullanılmıştır. Öjenik hareketi daha sonra insan haklarının kötü bir şekilde ihlali olduğu gerekçesi ile terk edilmiş, zorla arındırma ve evlilik yasağı uygulaması, 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, gelişmiş dünyanın çoğu tarafından reddedilmiştir.

1905'te Alfred Binet, çocuklarda zekayı ölçmek için ilk standartlaştırılmış testi tasarlamıştır.

Antik Roma hukuku, zihinsel bozukluğu olan insanların, bir suç işlenmesi için gerekli olan kasıtlı olarak zarar verme niyetinden yoksun olduğunu ilan etmesine rağmen, 1920'lerde, Batı toplumu ahlaki açıdan yozlaşmış olduklarına inanmakta idi.
 
Vatandaşlar, mevcut tavrı görmezden gelerek, 1952'de örgütsel büyük bir önem olarak gelişimsel engelli insanlara hizmet vermiştir. İlk giriştikleri çabalar neticesinde, bu tür eğitim ve programların neredeyse hiç olmadığı bir dönemde özel eğitim öğretmenleri ve engelli çocuklar için günlük kampanyalar ile çalıştaylar ortaya çıkmıştır. Gelişimsel bozuklukları olan bireylere ayrım yapılması, 1962'de Wolf Wolfensberger'in, 100 yıl önce SG Howe tarafından önerilen fikirlerin bazılarına dayanan, “Kurumsal Modellerimizin Kökeni ve Doğası” adlı çalışmasının yayınlanmasına kadar, akademisyenler ya da siyasetçiler tarafından geniş bir şekilde sorgulanmamıştır. Bu kitap, toplumun engelli insanları, sapkın, insan dışı ve boşuna yardım edilen bir yük olarak tanımladığını ve bu “sapkın” rolün benimsenmesini sağladığını ileri sürmüştür. Wolfensberger, bu insanlığa aykırı ve bundan kaynaklanan ayrışmış kurumların, tüm insanların topluma sağlayabileceği potansiyel üretken katkılarını görmezden geldiğini savunmuştur. Zihinsel bir bozukluğu olan insanların ihtiyaçlarının fark edilip tanınarak nüfusun geri kalanıyla aynı temel insan haklarına sahip olmalarını sağlayan politika ve pratikte bir değişim için çabalamıştır.
 
Bu kitabın yayınlanması, bu tür bozukluklara ilişkin sosyal engellilik modelinin yaygın olarak benimsenmesine yönelik ilk hamle olarak kabul edilebilir ve hükümetlerin ayrıma son verme stratejilerinin geliştirilmesine ivme kazandırmıştır. Hükümetlere karşı başarılı davalar ve insan hakları ile kendini temsil etme bilincinin artması da bu sürece katkıda bulunmuş ve 1980 yılında Kurumsallaşmış Kişiler İnsan Hakları Yasası'nın çıkmasına ortam hazırlamıştır.
 
1960'lardan günümüze kadar çoğu devlet, ayrışmış kurumların ortadan kaldırılması için çalışmaktadır çünkü normalleşme ve topluma kazandırma baskındır. Wolfensberger ve Gunnar ile Rosemary Dybwad'ın da dahil olduğu işler, devlet kurumlarındaki korkunç koşullar etrafında bir dizi skandal açıkları, daha toplum temelli bir hizmet sağlama yöntemine dönüşmede halkın öfkesini kazanmıştır.
 
1970'lerin ortasına gelindiğinde, çoğu hükümet, topluma kazandırmayı vadetmiş ve normalleşme ilkeleri doğrultusunda halkın genel topluma hazırlanma sürecindeki toplu harekete başlamıştır. Bu faaliyet çoğu ülkede, 1990'ların sonunda tamamlanmış olsa da Massachusetts dahil olmak üzere bazı eyaletlerde kurumları kapatıp kapatmama konusundaki tartışmalar devam etmektedir.
 
Geçmişte, kurşun zehirlenmesi ve bulaşıcı hastalıklar, zihinsel bozukluğun önemli nedenleri arasındaydı. Aşılama gibi tıbbi ilerlemeler arttıkça, zihinsel bozukluğa neden olan bazı etkenler de azalıp ortadan kalkmaktadır. Diğer nedenler, belki de zihinsel bozukluğun çeşitli sendrom biçimleriyle ilişkili olan yükselen annelik yaşına bağlı olarak artmaktadır.
Terminolojideki değişiklikler ve eski terimlerin kabul edilebilirliğindeki azalan meyil ile birlikte, her tür kurum, ismini defalarca değiştirmek zorunda kalmıştır. Bu durum okulların, hastanelerin, toplulukların, devlet dairelerinin ve akademik dergilerin isimlerini etkilemektedir. Örneğin, Midlands Zekâ Geriliği Enstitüsü, İngiliz Zihinsel Engelliler Enstitüsü olmuştur ve günümüzde ise İngiliz Öğrenme Güçlükleri Enstitüsü adı ile bilinmektedir. Zihinsel sağlık ve bedensel engellilik durumlarında görülen bu fenomen, duyusal becerilerde daha az derecede görülmektedir.
 
 
Terminoloji

Zihinsel yetersizlik durumu için kullanılan terimler, kısır döngü denen bir sürece tabidir. Şöyle ki, bu durum için hangi terim seçilirse seçilsin, sonunda bir hakaret olarak algılanmaktadır. Zihinsel gerilik ve zihinsel engelli terimleri, 20. yüzyılın ortalarında, "embesil" ve "moron" ifadelerinin yerine geçmesi için oluşturulmuştur, ancak günümüzde yine saldırganlık olarak anlaşılmaktadır. 20. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, bu terimlerin kendilerinin de aşağılayıcı, politik olarak yanlış ve düzenlemeye ihtiyacı olduğu görülmüştür. Zihinsel bozukluk terimi, çoğu İngilizce konuşan ülkede birçok avukat ve araştırmacı tarafından tercih edilmektedir. "Zihinsel gerilik" terimi Amerikan Psikiyatri Birliği'nin DSM-IV ve Dünya Sağlık Örgütü'nün ICD-10 baskısında (F70 – F79 kodları) kullanılmıştır. Bir sonraki revizyon olan ICD-11’de, bu terim "zihinsel gelişim bozuklukları" terimi ile değiştirilmiştir (kodlar, "tanımlanmamış" teşhis kodu için 6A00-6A04; 6A00.Z kodları). "Zihinsel gerilik’’ (zihinsel gelişimsel bozukluk) terimi DSM-5 (2013) 'de kullanılmaktadır. 2013 itibariyle, "zihinsel gerilik’’ (zihinsel gelişimsel bozukluk)", son yirmi yıl içinde eğitim, psikiyatrik ve diğer meslek grupları arasında ortak olarak kullaılan bir terim olmuştur. Özgünlüğü ve diğer bozukluklarla karıştırılma ihtimali olmaması nedeniyle, “zihinsel gerilik” terimi, halen bazen resmi bilimsel araştırma ve sağlık sigortası belgeleri gibi dünya çapında profesyonel tıbbi ortamlarda kullanılmaktadır.
 
Psikiyatriden uzun süre önce ortaya çıkan birkaç geleneksel terim, günümüzdeki yaygın kullanımda basit hakaret biçimleridir; kitaplar, akademik makaleler ve nüfus sayımı formları gibi eski belgelerde sıklıkla rastlanır. Örneğin, 1901 İngiliz sayımı, embesil ve geri zekalı terimlerini içeren bir sütun başlığına sahiptir.
 
Zihinsel bozukluk için ortaya atılan sayısız terimle ilişkili olumsuz çağrışımlar, toplumun bu durumla ilgili tutumunu yansıtır. Toplumun bazı unsurları tarafsız tıbbi terimler ararken diğerleri ise bu tür terimleri hakaret ve saldırganlık belirtisi olarak lanse ederek kullanmak ister.
Bugün, gelişimsel engelli, özel ya da sorunlu gibi yeni ifadeler, zihinsel engelli teriminin yerini almaktadır. Gelişimsel gecikme terimi, zihinsel engeli olan bireylerin bakıcıları ve ebeveynleri arasında yaygındır çünkü gecikme, bir kişinin yaşam boyu sürecek bir durumdan ziyade tam potansiyeline yavaş yavaş ulaştığını gösterir.
Kullanımı yıllar içinde değişen bu terim, aynı zamanda ülkeden ülkeye de farklılık göstermiştir. Örneğin, bazı durumlarda zihinsel gerilik tüm alanı kapsar, ancak şu anda hafif MR grubu olarak bilinen gruba daha önce uygulanmıştır. Zekada Gerilik, Birleşik Krallık'ta hafif bir MR anlamına gelirdi ve ABD'de bir kez tüm alana uygulanmıştır. "Sınırdaki zihinsel fonksiyonun" mevcut bit tanımı yapılmamıştır, ancak bu terim 70 değerinde IQ'ya sahip insanlara uygulamak için kullanılabilir. IQ değeri 70 ve 85 olan insanlar, ABD'deki kamu eğitim sisteminde zihinsel engellilik gerekçesiyle özel olarak değerlendirilmek için uygundurlar.
 
  • Kreten, en eskisidir ve Hıristiyan anlamına gelen bir Fransız lehçesinden gelmektedir. Bunun anlamı, önemli derecede zihinsel ya da gelişimsel engelleri olan insanların “hala insan” (ya da “hala Hıristiyan”) oldukları ve temel insan onuruna yakışır şekilde muamele edilmeleri gerektiği idi. Bu bozukluğa sahip bireylerin, günah işlemekten aciz olduklarını ve bu nedenle "mesih benzeri" olduklarını düşünmüşlerdir. Bu terim, 20. yüzyılın ortalarından beri bilimsel çalışmalarda kullanılmamıştır ve genellikle bir hakaret olarak kabul edilir. Kretin artık kullanımda olmamasına rağmen, kretinizm terimi, tedavi edilmemiş doğuştan hipotiroidizmden (tiroit yetmezliği) kaynaklanan zihinsel ve fiziksel bozukluğu belirtmek için hala kullanılmaktadır.
  • Amenti'nin çoğunlukla aşırı bunama hastalığı ile ilişkili uzun bir geçmişi vardır. Amenti ve bunama arasındaki fark, başlangıç ​​zamanı ile alakalıdır. Amenti, yaşamın erken dönemlerinde zihinsel işlevselikte bozukluklar yaşayan bir kişiyi belirtmek için kullanılan bir terim iken, bunama yetişkinler arasında zihinsel eksiklikleri olan bireyleri içermektedir. Theodor Meynertin, 1890'lardaki sunumlarında amentiyi genellikle halüsinasyonlarla birlikte ani başlangıçlı karışıklık (Almanca: Verwirrtheit) olarak tanımlamıştır. Bu anlamda psikiyatride uzun süre kullanılmaktadır. Emil Kraepelin, 1910'larda “akut kafa karışıklığı (amenti)” nın bir ateşli sayıklama şekli olduğunu belirtmiştir. 1912'ye kadar, amenti, başlangıcı daha sonra olan bir bunama sınıflandırmasından ayrı olarak “idiotlar, embesiller ve geri zekalılardan” oluşan bireyleri ayrı bir kategoride toplayan bir sınıflandırma idi. Rus psikiyatrisinde “amenti” terimi, kafa karışıklığı, gerçek halüsinasyonlar, düşünce ve konuşma tutarsızlığı ile kaotik hareketlerin egemen olduğu bir bilinç bulanıklığı biçiminde tanımlanır. Rusça'da “amenti” (Rusça: аменция) zihinsel bozukluk ile ilişkili değildir ve sadece bilincin bulanıklaşması anlamına gelir.
  • İdiot (ağır zekâ geriliği), zihinsel bozukluğun en yüksek derecesini, zihinsel yaşın iki veya daha az olduğu ve kişinin kendisini fiziki tehlikelere karşı koruyamadığını gösteren bir terimdir. Terim yavaş yavaş aşırı zekâ geriliği (yerini diğer terimlerle değiştirilmiş olan) adını almıştır.
  • Embesil (orta zekâ geriliği), zihinsel bir bozukluğun salaklıktan daha az aşırı olduğunu ve ille de kalıtım yoluyla geçmediğine işaret eder. Genellikle ağır zihinsel engelli ve orta zihinsel engelli olarak bilinen iki kategoriye ayrılır.
  • Moron (hafif zekâ geriliği), Henry H. Goddard'ın çalışmasının ardından, 1910 yılında Zekâ Geriliğinin Araştırılması için Amerikan Derneği tarafından tanımlanmış bir terimdir. Zihinsel yaşıe sekiz ve oniki yaşları arasında olan bir yetişkin için bu durum, hafif zihinsel bozukluk terimidir. Bu terimlerin IQ tabanlı alternatif tanımları da kullanılmıştır. Bu grup 1911'den 1959-60'a kadar İngiliz yasalarında zekada gerilik (geri zekalık) olarak bilinmekte idi.
  • Sendromu ilk tanımlayan doktor olan John Langdon Down, Blumenbach'ın "Moğol ırkı" ile Down sendromlu çocukların yüzlerinin benzer özellikleri paylaştığını savunmuştur. Mongolizm ve Mongoloid idiot, Down sendromlu birini tanımlamak için kullanılan tıbbi terimlerdi. Moğol Halk Cumhuriyeti, tıp camiasının bu terimi zihinsel bozukluk olarak kullanmayı bırakmasını talep etmiştir. Talepleri 1960'larda Dünya Sağlık Örgütü'nün, terimin tıp camiasında kullanılmaya son vermesi gerektiği konusunda anlaşmaya vardığı zaman kabul edilmiştir.
  • Özel eğitim alanında, öğretilebilir (veya "öğretilebilir zekâ geriliği"), yaklaşık 50-75 değerindeki IQ'ya sahip zekâ geriliği yaşayan ve akademik olarak geç bir ilköğretim seviyesinde olan öğrencileri ifade etmektedir. Eğitilebilir (ya da “eğitilebilir zekâ geriliği”), IQ'ları 50'nin altına düşmüş olan ancak bakım evi gibi korunaklı bir ortamda kişisel hijyen ve diğer yaşam becerilerini öğrenebilen öğrenciler içindir. Birçok alanda, bu terimler “orta” ve “şiddetli zihinsel engelli” gibi ifadelerin kullanımıyla değiştirilmiştir. İsimler değişirken, anlam uygulamada kabaca aynı kalmaktadır.
  • Gelişme engelli ifadesi, Latince retardare “yavaşlamak, geciktirmek, geri kalmak ya da engellemek” anlamına gelir, bu nedenle zekâ geriliği, zihinsel olarak geciktirilmiş anlamına gelir. Terim 1426 yılında "hareket veya zaman içinde yavaş yapım olgusu veya eylemi" olarak kaydedilmiştir. Zihinsel olarak yavaş olma ile ilgili ilk veriler 1895 yılına aittir. Zekâ geriliği ifadesi, idiot, moron ve embesil gibi terimlerin yerine kullanılmıştır çünkü o zamanlar gerilik ifadesi aşağılayıcı bir anlam ifade etmemekteydi. Ancak 1960'larda, bu terime kısmen aşağılayıcı bir anlam yüklenmiştir. Geri zekalı ifadesi özellikle küçük düşürücü olarak görülmüştür; 2003 yılında yapılan bir BBC araştırması, geri zekalı ifadesini, spastik (ya da onun kısaltması spaz) ve aptal gibi terimlerinin bile önüne geçerek engellikle ilgili en rahatsız edici kelime olarak saptamıştır. Zihinsel engelli ve zekâ geriliği terimleri hala oldukça yaygın olmakla birlikte, günümüzde Engelli Olimpiyatları, En İyi Arkadaşlar ve 100'den fazla başka organizasyon, günlük konuşmada zenci (hakaret) kelimesine eşitleme çabasıyla özürlü ve onun türevleri olan “aptal” gibi hakaraet olarak algılanan kelimelerin kullanımlarını ortadan kaldırmaya çalışmaktadır böylece söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması sağlanır. Bu çabalar, bazen “Rosa Yasası” olarak da bilinen bazı federal yönetmeliklerde zihinsel engelli terimini zihinsel yetersizlik terimi yerine kullanmak için federal yasalarla sonuçlanmıştır.

    Zekâ geriliği terimi, popüler söylemde küçük düşürücü çağrışımlara yol açan önceki IQ testlerinden elde edilen idiot, embesil ve moron gibi zihinsel işlevsellikten ayrılmış kategoriler grubunu ifade eden tanısal bir terim idi. Son on yıl boyunca, özürlü ve gerizekalı gibi sözcüklerin kullanımı, olumsuz ve utanç verici çağrışımlara sebebiyet vermiştir. Bu, zihinsel engelli veya zihinsel yetersizlik gibi örüntülerle yer değiştirmesine katkıda bulunmuş olabilir. Gelişimsel yetersizlik birçok başka bozukluğu barındırsa da gelişimsel yetersizlik ve gelişimsel gecikme (18 yaşın altındaki insanlar için) terimleri genellikle zihinsel gerilikten daha kibar terimler olarak kabul edilir.
 
Amerika Birleşik Devletleri
 
  • Kuzey Amerika'da zihinsel yetersizlik epilepsi, otizm, serebral palsi ve gelişim döneminde (doğumdan 18 yaşına kadar) ortaya çıkan diğer bozuklukları da içeren daha geniş bir gelişimsel bozukluk içine girmektedir. Hizmet boyutlandırması ‘gelişimsel bozukluk’ tanımına bağlı olduğundan, pek çok ebeveyn, doğrudan destek uzmanı ve doktor tarafından kullanılmaktadır. Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri'nde, okul ortamlarında, daha spesifik bir terim olan zihinsel gerileme veya daha yakın zamanlarda (ve tercihen), zihinsel bozukluk hâlâ tipik olarak kullanılmaktadır ve 108-446 nolu Kamu Hukuku kapsamında, çocukların özel eğitim hizmetleri için tanımlanabileceği 13 engel kategorisinden biridir.
  • Zihinsel bozukluk ifadesi, giderek daha düşük ortalama bilişsel yetenekleri olan insanlar için eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Bu terimler, bazen, zihinsel sınırlılıklardan genel zihinsel sınırlamaların ayrılmasının yanı sıra, duygusal veya psikolojik bir engelliliğin olmadığını gösteren bir araç olarak da kullanılmaktadır. Down sendromu gibi doğuştan bozukluklara özgü değildir.

2007'de Amerikan Zihinsel Gerileme Derneği, adını Amerikan Zihinsel ve Gelişimsel Engelliler Birliği (AAIDD) olarak değiştirmiş ve kısa bir süre sonra bilimsel dergilerinin isimlerini “zihinsel bozukluk” kavramını yansıtacak şekilde düzenlemişlerdir. 2010 yılında, AAIDD, zihinsel bozukluk terimini de kullanan terminoloji ve sınıflandırma kılavuzunun 11. baskısını yayınlamıştır.
 
 
Birleşik Krallık
 
Birleşik Krallık'ta, 1995-97 yıllarında Birleşik Krallık Sağlık Bakanlığı Dışişleri Bakanı Stephen Dorrell, NHS'nin (ulusal sağlık hizmeti) tanımını öğrenme güçlüğü olarak değiştirene kadar zihinsel engel, İskoçya'daki zekâ geriliği ve İngiltere ve Galler'deki zihinsel yetersizliği değiştiren ortak tıbbi terim haline gelmiştir. Yeni terim henüz geniş çapta anlaşılmamıştır ve genellikle İngiltere'de “öğrenim zorlukları” olarak bilinen okul çalışmalarını (Amerikan kullanımı) etkileyen problemlerle bağdaştırılmaktadır. İngiliz sosyal hizmet uzmanları, “öğrenme güçlüğü” ifadesini hem zihinsel engelli insanlar hem de disleksi gibi öğrenme zorluklarına sahip kişiler için kullanabilirler. Eğitimde, "öğrenme güçlükleri" çok çeşitli durumlara uygulanır: Örneğin, "özel öğrenme güçlüğü" disleksi, diskalkuli veya gelişimsel koordinasyon bozukluğuna işaret ederken "orta düzeyde öğrenme güçlükleri", "şiddetli öğrenme güçlükleri" ve "derin öğrenme güçlükleri" ise daha önemli bozuklukları kapsayabilir.
1983 ve 2008 yılları arasında İngiltere ve Galler'de, 1983 Ruh Sağlığı Yasası, “zihinsel bozukluk” ve “şiddetli zihinsel bozukluk” kavramlarını, zekanın ve sosyal işlevselliğin ciddi / şiddetli bozulmasını içeren ve anormal derecede agresif ya da ciddi biçimde sorumsuz davranan kişi ile ilgili akılda tutulan veya tamamlanmamış bir zihniyet durumu olarak tanımlanmıştır. Davranışlar söz konusu olduğunda, bunlar mutlaka kalıcı durumlar değildir: hastane ya da himaye altında tutulma izni vermek amacıyla tanımlanmışlardır.
Zihinsel bozukluk ifadesi, Kasım 2008'de yasadan kaldırılmış ancak gözetim gerekçesi kalmıştır. Bununla birlikte, İngiliz tüzük kanunu, başka yerlerde daha az tanımlanmış bir şekilde zihinsel bozukluk terimini kullanmaktadır. Örneğin. vergi muafiyetine izin vermek - herhangi bir davranışsal problem olmaksızın zihinsel yetersizliğin kastedildiği anlamına gelir.
 
Birleşik Krallık'ta yapılan bir BBC anketi, ‘özürlü’ ifadesinin bozuklukla ilgili en rahatsız edici terim olduğu sonucuna varmıştır. Bunun tersine, Biri Bizi İzliyor (Celebrity Big Brother)'daki bir yarışmacı, halktan ve hayır kurumu Mencap'tan gelen şikayetlere rağmen, canlı yayında “bir özürlü gibi yürüyor” deyimini kullandığında, iletişim düzenleyicisi olan Ofcom, “bu ifadenin saldırgan ve kötü niyetli bir şekilde [...] kullanılmadığını, aksine gerçek anlamından bağımsız olarak neşeli bir şekilde kullanıldığını’’ söyleyerek şikâyeti reddetmiştir. Ancak, diğer programlardaki önceki iki benzer şikâyetin onaylandığı belirtilmiştir.
 
 
Avustralya

Geçmişte, Avustralya, “zihinsel özürlü” ve “zihinsel engelli” iafadeleri de dahil olmak üzere, İngiliz ve Amerikan terimlerini birbirinin yerine kullanmıştır. Günümüzde ise "zihinsel bozukluk" terimi tercih edilmekte ve yaygın olarak kullanılmaktadır.
 
 
Toplum ve kültür

Zihinsel engelli insanlar genellikle toplumun tam bir vatandaşı olarak kabul görülmezler. Kişiye odaklı planlama ve yaklaşımlar, engelli insanlar gibi sosyal açıdan değer görmeyen kişilere karş yapılan etiketleme ve dışlamalara yönelerek, bu insanların kapasite, yetenek ve desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtir; bunlar, kişiye odaklanmasını teşvik etme yöntemleri olarak görülmektedir. Kendini ifade edip savunabilme, zihinsel engelli insanlar tarafından kendi kaderlerini tayin etme ve öz-yönlendirme hakkını teşvik eder, bu da onların kendi yaşamları hakkında karar vermelerine olanak sağlamak anlamına gelir.
 

20. yüzyılın ortalarına kadar, zihinsel engelli insanlar sürekli olarak halk eğitiminin dışında tutulmuş ya da genellikle gelişmekte olan diğer çocuklardan ayrı olarak eğitim görmüşlerdir. Özel okullardaki ayrılmış akranlarıyla karşılaştırıldığında, örgün eğitim gören veya normal sınıflara dahil olan öğrenciler benzer düzeyde sosyal benlik algısı gösterdikleri ve damgalanmış oldukları ifade edilmiştir, ancak istihdam planları konusunda daha iddialı oldukları rapor edilmiştir. Yetişkinler olarak, bağımsız olarak, aile üyeleriyle veya engelli kişileri desteklemek için düzenlenen farklı kurumlarda yaşayabilirler. Günümüzde bu kişilerin yaklaşık % 8'i bir kurumda veya bir bakım evinde yaşamaktadır.

 
Amerika Birleşik Devletleri'nde, zihinsel engelli bir kişinin ortalama ömür boyu maliyeti, 2003 ABD doları olarak kişi başına 1.014.000 ABD Doları'dır. [69] Bu, serebral palsi ile ilişkili maliyetlerden biraz daha fazla ve ciddi görme veya işitme bozuklukları ile ilişkili maliyetlerin ise iki katıdır. Yaklaşık % 14’ü artan tıbbi harcamalardan (normalde tipik bir kişinin yol açtığı masraf dahil değildir),% 10'u ise standart eğitim ile karşılaştırıldığında özel eğitimin fazla maliyeti gibi doğrudan tıbbi olmayan harcamalardan kaynaklanmakta ve % 76'sı üretkenliği azaltan ve ömrü kısaltmaya neden olan dolaylı maliyetlerden kaynaklanmaktadır. Evde bakım hizmeti sunmanın veya bir bakım evinde yaşamanın maliyeti gibi bazı harcamalar bu hesaplamadan ayrı tutulmuştur.
                                                            
 
Sağlık dengesizliği

Bir grup olarak zihinsel engelli bireylerin, engelli olmayanlara göre epilepsi, nörolojik bozukluklar, sindirim sistemi bozuklukları ile davranışsal ve psikiyatrik problemler gibi olumsuz sağlık durumlarına sahip olma oranları daha yüksektir. Yetişkinlerin ayrıca, zihinsel engelli olmayan yetişkinlere göre sağlık, davranışsal risk faktörleri, depresyon, diyabet ve kötü ya da ortalama sağlık durumunun zayıf sosyal belirleyicilerinin yaygın olması daha yüksektir. Birleşik Krallık'ta zihinsel engelli insanlar genel nüfustan ortalama 16 yıl daha az yaşamaktadır.
 
 
AçıkMavi Psikoloji Ekibi

Avrupa Yakası : UBM Plaza,19 Mayıs Mah. 19 Mayıs Cd. No.37 Kat.3 Fulya - Şişli / İSTANBUL
Anadolu Yakası : İçerenköy Mah. Değirmen Yolu Cd. Yüksel Üçüncü İş Merkezi K:4 D: 9 Bostancı- Ataşehir / İstanbul


AçıkMavi Ps. ve Çözüm Merkezi Ltd. Şti. © 2016. Tüm hakları saklıdır.