Psikoloji Doktoru Ve Psikiyatristin Farkı
psychiatrist-huntington-beach
 
Psikoloji Doktoru Ve Psikiyatristin Farkı

Psikoloji Doktoru:
Çoğu insan psikoloji doktoruna başvuracağı zaman bazı önemli sorular ile karşı karşıya gelir. Birincisi psikoloji doktoru ve psikiyatristin arasındaki fark, ikincisi psikoloji doktoru ve uzman psikoloğun arasındaki fark ve diğer bir soru ise psikiyatrist, uzman psikolog ve psikoloji danışmanının yapamadığı ve sadece psikoloji doktorunun yapabileceği şeylerin neler olduğudur.

Bu soruları cevaplamak için öncelikle bir kişinin psikoloji doktoru, psikiyatrist ve psikoloji danışmanı olmak için geçtiği yollara bakmalıyız, çünkü yol haritasına baktığımız zaman insanların varış noktasının neresi olduğunu anlayıp ve onların bize nasıl yardım edebileceklerini kavrayabiliriz.

Psikoloji alanına girmek isteyen bir kişi doktora derecesini almak için ilk başta lisans dönemini psikoloji alanında geçirmek zorundadır ki birçok ülkede psikoloji lisansı farklı dallara ayrılıyorlar. Örneğin genel psikoloji, klinik psikoloji, adli psikoloji, çocuk psikolojisi, psikometri, aile psikolojisi, özel çocukların psikolojisi vs.
Farklı ülkelerin üniversite sisteminin ilerleme seviyesine bağlı, psikoloji lisansı döneminde daha fazla sınıflandırma, daha fazla dal ve daha değişik yollara sahipler.
Psikoloji lisansı dönemi bittikten sonra psikolojide doktora derecesi almak isteyenler, psikolojinin anlatılan dallarından birisinde yüksek lisans yapmaları gerekmektedir.
Fakat burada önemli olan nokta şu ki birçok ülkede psikolojinin bazı alanlarından mezun olanlar bazı özel dallarda eğitimine devam edemez.
Örneğin bazı ülkelerde genel psikoloji veya psikometri gibi dallarda lisans eğitimi alan kişiler klinik psikoloji alanında eğitimine devam edemez ve klinik psikoloji alanında devam etmek isteyenlerin mutlaka klinik psikoloji mezunu olmaları gerekiyor.

Ama bazı ülkelerde de hem doğrudan klinik psikoloji alanına girmek hem de farklı dallardan mezun olanların bu dala (klinik psikolojiye) girmeleri mümkündür (genel psikoloji, psikometri, aile psikolojisi veya eğitim psikolojisi).

Bazı ülkelerde de psikoloji dışındaki bölümlerden mezun olanlar, psikoloji dalında yüksek lisans yapabilirler. Ama psikoloji alanında gelişmiş olan ülkelerde sadece psikoloji bölümünden mezun olanların psikoloji dallarında eğitimlerine devam etmelerine izin verilir ki bu da ülkelerdeki psikolojinin değeri ve gelişim seviyesine göre değişir.

Şimdi soru şu: klinik psikoloji alanına girmek psikolojinin diğer dallarına göre neden daha zordur?
Çünkü klinik psikoloji alanında yüksek lisans bitiren bir kişi doktora derecesine de ulaşabilir ve nihayetinde hasta görebilir.
Aslında bir hekimin farklı tıp alanlarında çalıştığı gibi, bir psikoloji doktoru da ruh sağlığı ile ilgili alanlarda çalışabilir. Bu nedenle bir klinik psikoloji doktoru birçok ülkede diğer psikoloji dallarının mezunlarına göre daha iyi bir pozisyona sahiptir. Ama gelişmiş ülkelerde böyle bir ayrım yok ve klinik psikoloji, eğitim psikolojisi, adli psikoloji, psikometri ve diğer psikoloji dalları arasında pek fark yok ve tek fark dalın uzmanlık alanındadır.

Birçok ülkede Türkiye gibi yeterli çalışma imkânı olmaması sebebiyle birçok kişi klinik psikoloji dalında eğitim görüp nihayetinde bu alanda bir işe sahip olmak istiyorlar.
Çünkü bir klinik psikolog kolayca hastanelerde, psikoloji danışmanlık merkezleri veya kendi özel kliniğinde hasta görebilir. Ama psikolojinin diğer dallarından mezun olanlar genelde devlet merkezlerinde veya hastane ve klinik dışı merkezlerde çalışmak zorundalar. Örneğin eğitim psikolojisi mezunu dershanelerde, okullarda ve üniversitelerde çalışabilir.

Diğer ülkelerde klinik psikolojinin iyi bir yere sahip olduğu gibi psikolojinin diğer dalları da iş açısından iyi imkânlara sahiptirler. Çünkü tüm okullarda eğitim psikologları, hapishanelerde ve polis merkezlerinde adli psikologlar ve psikoloji alanında araştırma ve istatistik çalışmalar için psikometri uzmanları, bilimsel çalışmalarda ve toplum için büyük planlamalarda toplanan bilgi için genel ve sosyal psikologlar işe alınırlar.

Bu nedenle gelişmiş ülkelerde çalışma fırsatı yüzünden klinik psikolojiye veya herhangi bir psikoloji alanında yönelmez. Bu ülkelerde yeterli ekonomik imkânlar olduğu için kişiler kendi ilgilerine göre uzmanlık alanı seçimi yaparlar.

Sonuç olarak doktor olma ve hasta görmeye olan aşırı ilgi, sadece psikolojide klinik dalı dışındaki alanlarda kolayca iş bulma imkânına sahip olmayan ülkelerde görülüyor.
Buraya kadar özetlersek psikoloji farklı dallara sahip olan ve farklı durumlarda kullanılan bir bilim dalıdır. Örneğin ruhsal bozukluk veya herhangi bir psikolojik sorun yaşayan ve terapiye ihtiyaç duyan birisi bir uzman psikoloğa veya terapi yapan bir psikoloji doktoruna başvurmalıdır. Ama mesela eğitim sorunu yaşayan bir çocuğa sahip olan insan mutlaka bir eğitim psikoloğuna veya kendisinin ve çocuğunun IQ seviyesini öğrenmek isteyen veya kendi kişiliğini sayılarla ölçmek isteyen birisi bir psikometri uzmanına başvurmalıdır. Bu da psikolojinin farklı dallarının farklı işlevlere sahip olduğunu gösteriyor.
Şimdi psikolojinin seviyeleri arasındaki farka değineceğiz ama ondan önce çok önemli bir konuya açıklık getirmek gerekiyor o da şu ki birçok ülkede psikoloji bölümü hem birleşik hem de ayrı biçimde bulunuyor.

Örneğin; Avustralya, Amerika, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerde hem birleşik bir biçimde (yani okula girip 8-10 yıl birleşik bir şekilde okuyup direk doktora derecesi alınır) hem de ayrı biçimde psikolojide ilerlemek ve doktora derecesine ulaşmak mümkündür.
Bilmemiz gereken şu ki psikolojide doktora derecesine sahip olmak için ortalama 10-15 yıl zaman gerekiyor. Yani ruhsal bozukluklar alanında uzman bir psikoloji doktoru, en az 10-15 yılını okulda eğitim ve araştırma yapmak için geçirmiştir. Bu nedenle birçok ülkede ve birçok üniversitede lisans dönemi süreci 3 ile 4 yıl arasında değişir. Örneğin İran gibi ülkelerde, psikoloji alanının lisans dönemi genelde 4 yıl sürmektedir fakat 3 yıllık olanlarda eğitim daha yoğun geçiyor.
3-4 yıllık lisans dönemi bittikten sonra 2-3 yıllık bir yüksek lisans eğitimi alınır. Buraya kadar psikolojide yüksek lisans derecesine sahip bir kişi en az 5-6 eğitim almıştır.
Yüksek lisans döneminden sonra birçok ülkede 1-2 yıllık ‘’Unfield’’ dönemi vardır ki bu süreçte kişi doktora eğitimi almaya hazırlanır.
Unfield dönemi yüksek lisans ve doktora arasında geçen bir dönemdir ve Britanya eğitim sistemine göre eğitim veren ülkelerde geçerlidir ( İngiltere, Avusturalya, Kanada, Hindistan vs.).

Unfield dönemi bittikten sonra ( ki bu dönem doktoraya başlamak için seçmeli bir dönemdir) psikolojide doktora yapma dönemi başlıyor ve bu dönem en az 4 en fazla 7-8 yıl sürer.

İskandinav ülkelerde psikolojide doktora dönemi 7-8 yıla kadar uzayabilir.
Sonuç olarak bir psikoloji doktoru psikoloji alanında doktor olarak çalışmaya başladığı zaman en az 9-10 en çok 15 yıl akademik eğitim döneminden geçmiştir.
Şimdi soru şu ki bir psikoloji doktoru ve psikoloji uzmanı ve psikoloji lisans mezunu arasındaki fark nedir?
Ve bir kişi psikolojik sorun yaşadığı zaman bunlardan hangisine başvurmalıdır?

Genelde bir psikoloji lisans mezunu hasta görme yeteneğine sahip değildir ama bir psikoloji doktorunun asistanı olarak hastanelerde, kliniklerde ve özel danışmanlık merkezlerinde çalışabilirler.

Psikolojide yüksek lisans bölümünü bitiren bir kişi eğitim dönemini bitirdiği zaman farklı konumlarda örneğin aile, çocuk veya diğer psikolojik sorunlarda danışmanlık yapma yetkisine sahiptir.

Önemli nokta şu ki kişi psikometri mezunu ise sadece psikoloji testlerini uygulama konusunda yetkiye sahiptir.
Çünkü gelişmiş ülkelerde her birey akademik eğitim gördüğü alanda çalışma yetkisine sahiptir. Özellikle insan sağlığıyla ilgili olan bölümlerde örneğin bir psikometri uzmanı psikolojik testler konusunda, bir klinik psikolog psikolojik danışmanlık konusunda ve bir çocuk psikolojisi uzmanı çocuk ile ilgili alanlarda çalışma yetkisine sahiptir.

Doktora bölümünü bitiren bir kişi ister klinik ister psikolojinin diğer dalları olsun, doktora derecesine sahip olduğu için, psikolojik terapiler uygulama yetkisine sahiptir.
Yani klinik psikolojide doktora derecesine sahip bir kişi hastanelerde, kliniklerde ve kendi özel kliniğinde hasta görme ve terapi yapma yetkisine sahiptir ama psikometri veya eğitim psikolojisi gibi diğer psikoloji alanlarında doktora derecesine sahip ise kendi alanlarında çalışma yetkisine sahiptir.
Örneğin eğitim psikolojisinde doktora derecesine sahip olan bir kişi eğitim konusunda tüm bozukluklar örneğin okuma, IQ sorunları ve diğer öğrenim zorluluğu yaratan bozukluklara terapi yapma yetkisine sahiptir veya psikometri alanında doktora yapmış olan bir kişi akademik alanda hastaların psikolojik sorunlarını ölçme yetkisine sahiptir.

Aslında göz önünde bulundurmamız gereken bir konu daha var o da şu ki aynı alanda çalışan tüm uzmanlar ister bir takım ister bir grup olarak çalışırlar.
Sonuç olarak sağlık bilimi gerek fiziksel tıp gerek psikoloji alanlarında günümüzde bireysellikten gruplaşmaya doğru ilerlemiştir ve artık eski zamanlardaki gibi bir doktor tek başına tüm sorumluluğu almak zorunda değildir.

Tüm gelişmiş toplumlarda bir klinik psikoloji doktoruna başvurulduğu zaman, Nasıl bir hekim test yapılması için hastayı laboratuvara gönderiyorsa, psikometriye gerek duyulduğu zaman da psikoloji doktoru hastayı ilgili uzmana yönlendirir ve kendi alanı dışındaki konulara müdahale etmez.
Şimdi asıl soru şu: bir klinik psikoloji doktoru hangi alanlar ve hastalıklarla ilgili çalışır?
Aslında bu soru kişinin doktora bölümünde geçirdiği uzmanlık alanına bağlıdır.
Bazen bir psikoloji doktoru özel bir alanda uzmanlaşır. (depresyon, kaygı sorunları, bipolar vs.).
Sonuç olarak bu doktor uzmanlaştığı alana bağlı, ilgili alanda çalışmaya devam etmeye meyilli olabilir mesela doktora döneminde otizm gibi gelişim sorunları üzerine çalışan bir psikolog, daha sonra da gelişim alanında çalışmaya devam edebilir.
Sonuç olarak psikoloji doktorunun geçirdiği uzmanlık alanına göre, farklı psikolojik sorunlar üzerine çalışabilir.

Bir diğer önemli konu şu ki psikolojide doktora derecesine ulaşmak için farklı teoriler ve uzmanlık alanları mevcuttur.
Örneğin psikanaliz, bilişsel psikoloji, nöropsikoloji, sinirbilim uzmanlığı vs.
Neticede bir psikoloji doktoruna başvurduğumuz zaman önem vermemiz gereken konu o doktorun bizim problemimiz konusunda uzman olup olmamasıdır.
Birçok gelişmiş ülkede bir psikolog hastaya ( danışana) ilk görüşmede hangi uzmana başvurması gerektiği konusunda yardımcı olur.

Burada akıllara gelen soru şu ki psikoloji doktoru ruhsal bozukluklara terapi uygulayabiliyorsa o zaman psikiyatristin görevi nedir?
Bu soruyu cevaplamak için öncelikle bir psikiyatristin geçtiği yola bakmamız gerekiyor.
Bir psikiyatrist ilk başta genel tıp eğitiminden geçer ki bu dönem farklı ülkelerde farklı sürelerde geçiyor.
Türkiye gibi birçok ülkede bu dönem 6-8 yıl arası sürmektedir ama İngiltere, Hindistan vb. Britanya akademik kurallarına uyan ülkelerde 3-4 yıl sürmektedir.
Bu ülkelerde tıp alanında direkt doktor olma imkânı yok çünkü bu ülkelerde hekimlikte doktor olmak lisans, yüksek lisans ve doktora derecesi olarak ayrı ayrı alınır ve tıpta lisans derecesi almak için 4-5 yıl eğitim görmek gerekiyor (İngilizcesi: bachelor of medicine).
Bizim deyimimiz ile Tıp’ta yüksek lisans ( master of medicine) yapıldığı zaman tıp alanının bir dalında uzmanlık eğitimi alınıyor ve bu eğitim doktora yapıldığı zaman daha da gelişiyor.

Sonuçta genel hekimlik dönemi bittiği zaman uzmanlık döneminde ruh ve sinir veya psikiyatri dalını seçiyorlar ki bu iki uzmanlık alanı aynı anlama geliyor.
Psikiyatrist olan kişi en az 10-12 yıl akademik eğitim almış oluyor ve bu da eğilim zamanı açısından bir psikoloji doktorundan farksızdır. Hatta bazen psikolojide doktora yapanlar doktora dönemi bütünleşik olmadığı için daha da uzun süre eğitim alabilirler.
Önemli olan şu ki bir psikiyatrist terapi yapmak için fizyolojik ve farmakolojik yöntemlerden yararlanır.
Yani bir psikiyatrist veya bir ruh ve sinir uzmanı, ruhsal bozuklukları, sinirler ve beyin kimyası ve hormon sisteminde oluşan değişiklikler üzerinden araştırır ve bu yüzden ilaç tedavisi ile fizyoloji, farmakoloji (ilaç bilimi) ve nöroloji sistemini dengelemeye çalışır, yani ilaç girişimi ile hastaya yardım etmeye çalışır.
Bu noktada bir soruyla karşı karşıya geliyoruz:
Psikiyatrist ilaç tedavi uygulama yetkisine sahip olduğu için psikoloji doktorundan daha mı iyi?
Veya psikoloji doktoru ilaç kullanmadığı için psikiyatristten daha mı faydalı?
Aslında hiç biri diğerinden daha üstün değildir ve bu karşılaştırma kültürel bir bakış açısından kaynaklıdır.
Mesela Türk toplumu gibi ortadoğu toplumlarında ilaç tedavisine daha çok istek olduğu için birçok insan psikiyatriste başvurmayı tercih edebilir ve çoğu batı toplumlarında tıp bölümlerini kazanmak daha kolay olduğu için ilaçsız tedavilere daha çok değer verilirç
Bu bakış açılarınn hiç biri doğru değil, çünkü bu uzmanların her biri farklı hastalara farklı yöntemler uyguluyorlar.
Unutmayalın ki bir psikiyatrist fiziksel ( ilaö ) tedavide bulunduğu için beyinde kimyasal bozukluklar nedenler ile ilaca ihtiyacı olan, bipolarve şizofren hastalarla çalışır.
Ama kaygı bozukluğu, panik atak, depresyon ve birçok benzer hastalıklarda beyinin kimyasal ve fiziksel değişime uğramadığı rahatsızlıklarda veya öğrenim güçlüğü gibi sorunlarda, ilacç aksonlar ve dendritlerin yapısını değiştirmediği için, psikoloji doktoru müdahalede bulunur.
Aslında en iyi terapi ilacın olup olmamasına değil, terapistin uzmanlık alanına bağlı olan terapidir.
Tıp bilimlerinin geleneksel seviyeden modern seviyeye ulaştığı toplumlarda, bireysel çalışma artık değerini ve anlamını kaybetmiştir ve grup çalışmaları terapide başroldedir.

Bu toplumlarda klinik psikoloji doktoru, psikiyatrist, psikometri uzmanı ve diğer ruh ve sinir uzmanları arasında çok sıkı işbirliği görünüyor.
Şimdi tekrar önemli bir diğer soruya bakalım:
Neden türkiyede birçok hekim psikiyatri alanında ilaç gerektirmeyen hastalıklara müdahalede bulunuyorlar ve hatta ailevi sorunlara danışmanlık bile yapıyorlar, aynı zamanda klinik vakalarda da müdahalede bulunup bilişsel terapilere vb gibi girişimlerde bulunuyorlar.
Veya bir psikoloji doktoru da ilaç gerektiren rahatsızlıklara müdahale edip ilaçsız tedavi uygulamaya çalışıyorlar.

Psikoloji alanındaki uzmanların uyumsuzluğu sırf bu konuda görülmüyor. Ülkemizde iş alanında birçok sorun yaşandığı gibi diğer konularda da problemler yaşanmaktadır. Örneğin bir kulak burun boğaz uzmanı burun estetiği yapıyor veya bie estetik cerrahi uzmanı kendi uzmanlığı dışındaki vakalara cerrahi müdahalede bulunuyor.
Aslında bu Alanlar arası karışıklık grup çalışması kültürünün olmaması ve çalışma alanlarının kötü olmasından kaynaklanıyor.

Son olarak şu konuya da değinmekte fayda var; günümüzde birçok ilaçsız psikoloji tedavi yapma izni psikiyatristlere de veriliyor.Mesela bir psikiyatri bölümü mezunu birçok ilaçsız terapi eğitimleri alabilir ( CBT vs.), aynı zamanda klinik psikoloji doktorları için de bir sürü farmakolojik müdaheleler alanında eğitimler ve bilgiler sunuluyor.
Ama bunların hiçbiri bir psikiyatristin uzmanlık alanının ilaç tedavisi ve bir psikoloji doktorununda uzmanlık alanı ilaçsız tedaviler olduğu gerçeğini değiştirmez.
 
 
AçıkMavi Psikoloji Ekibi

Avrupa Yakası : UBM Plaza,19 Mayıs Mah. 19 Mayıs Cd. No.37 Kat.3 Fulya - Şişli / İSTANBUL
Anadolu Yakası : İçerenköy Mah. Değirmen Yolu Cd. Yüksel Üçüncü İş Merkezi K:4 D: 9 Bostancı- Ataşehir / İstanbul


AçıkMavi Ps. ve Çözüm Merkezi Ltd. Şti. © 2016. Tüm hakları saklıdır.

*/ ?>