JOHN B. WATSON (1878-1958)

JOHN B. WATSON (1878-1958)

JOHN B WATSON

DOĞASI NE OLURSA OLSUN HERHANGİ BİRİ HERHANGİ BİR ŞEY OLMASI İÇİN EĞİTİLEBİLİR

Birçok psikolog yapmış oldukları deneyler sonucunda içgözlemsel yöntemler ile insanın zihninin incelenemeyeceğini söylemiştir. Psikologlar yapmış oldukları çalışmalar sonucunda insan zihni üzerinde çalışmalar yapılabilmesi için kontrollü bir şekilde laboratuvar ortamında kişinin davranışlarının kanıtlarının incelenmesi gerektiğini ancak bu şekilde doğru sonuçlar alınabileceğini savunmuşlardır.

Uyarıcı-tepki öğrenme kuramı üzerindeki çalışmalarının öncüsü Thorndike olsa da Watson “davranışçılığın babası” diye bilinir. John Watson’un 1913’lü yıllarda yapmış olduğuDavranışçının Gözüyle Psikolojikonuşmasında söylemiş olduğu şu cümleler psikoloji alanında devrim niteliğinde düşüncelerini ortaya koymuştur. “Gerçek bir bilimsel psikolojinin zihinsel durumlar hakkında konuşmayı bırakması ve onun yerine davranışların tahmin ve kontrol edilmesi üzerine odaklanması gerekir.” Bu konuşma ileriki zamanlarda psikologlar arasında ‘davranışçı manifesto’ olarak dile getirilmiştir. Watson, Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi’nde bulunduğu sıralarda yapmış olduğu deneylerin birçoğu insan davranışları üzerine olmuştur. Bu deneyleri çoğunlukla fareler ve maymunlar üzerinde yapmıştır ancak yine de deneylerini insan üzerinde yapmayı daha çok istemiştir ve bu isteğindeki sebep belki de 1. Dünya Savaşı zamanında orduda çalışmasıdır. İnsanlar üzerinde Klasik şartlandırmanın uyarıcı-tepki modelini kullanarak insan davranışlarının tahmin etme, kontrol edilmesi durumuna etkilerinin neler olduğunu incelemek istemiştir.

Küçük Albert

Watson’a göre, insanın üç temel duygusu vardır. Bunlar -korku, öfke ve sevgi- dir. Kişinin bir uyarıcıya tepki olarak bu duyguları hissetmesi ve bu durumu şartlandırılabilme veya şartlandırılamama durumunu öğrenmek istemektedir. Bu yüzden araştırma görevlisi olan Rosalie Rayner ile beraber bazı deneyler yapmaya karar verirler.

Bu deneyler için bir çocuk hastanesinden ‘Albert B.’ Adında dokuz aylık bir bebek üzerinde testler yapmaya başlarlar. Albert’e her seferinde yüksek, korkutucu bir ses eşliğinde bir hayvan gösterirler ve burada bir hayvandan korkmayı öğretme durumunun mümkün olup olmayacağını anlamaya çalışırlar. Watson aynı zamanda bu korkunun diğer bir nesneye aktarılıp aktarılamayacağını ve bu durumun ne kadar kalıcı olduğunu da öğrenmek istemektedir. Günümüzde yapmış olduğu deneyler etik dışı, zalimce gelebilir ama o dönemler bu durum ileriye doğru doğal bir ilerleme olarak düşünülmekteydi.

Küçük Albert’i önce bazı hayvanların ve nesnelerin olduğu bir ortama koyar ve onu gözlemler. Burada Albert hiçbirinden korkmaz aksine onlara dokunmaya çalışır. Bu durum Watson için yapacağı deneyden sonra oluşabilecek değişimi ölçmek adına iyi bir başlangıç olmuştur.

Watson, bu sefer Albert’i hiçbir şeyin olmadığı bir ortama bırakır ve bir süre sonra aniden çekiçle yüksek bir ses ortaya çıkartır. Albert bu sesten rahatsız olur, korkar ve ağlamaya başlar bu sesten sonra beyaz bir fare ortaya çıkar ve Watson bu sesin oluşturduğu korkuyu beyaz fare ile özdeşleştirerek Albert’i beyaz fareden korkması için koşullandıracağını düşünür.

Watson bu deneyi, Albert 11 aylık olunca tekrar yapar. Albert’i beyaz bir şiltenin üzerine koyar ve fareyi de oraya bırakır Albert tam dokunmaya yeltenirken Watson çekiçle tekrar o korkunç sesi çıkarır ve çocuk ağlamaya başlar. Bunu bir hafta arayla iki oturumda yedi kez tekrarlar. Bundan sonra sese gerek kalmamıştır ve  Albert odaya farenin girmesi ile huzursuzlanmaya başlamıştır.

 Watson, fareyi çekiç sesiyle defalarca eşleştirmiş ve Pavlov’un köpekler ile yapmış olduğu deneyin benzerini  duygular ile yapmıştır. Ve bunda başarılı olmuştur. Artık beyaz fareye olan bu korku daha derinlere yer etmiş ve geçici olmaktan uzaklaşmıştır. Albert’in korkusunun genellenmiş  olup olmadığı yani fareye benzeyen diğer nesnelerden de aynı derece korkup korkmadığını anlamak için  ilk şartlandırmadan beş gün sonra, Albert’i tekrar bir şiltenin üstüne koyup etrafına tavşan, köpek, kuzu tüyünden bir palto vs. koyar ve Albert burada fareyi çağrıştıran diğer nesnelere de aynı fareyi gördüğünde verdiği korku ve endişe dolu tepkileri göstermiştir.

Watson bu deneyinde klasik koşullandırma yapılarak insan duygularının değiştirilebileceğini göstermiştir. Bu çalışmada bulunan bulgular yeni bir bulgudur. Çünkü şu ana kadar uyarıcı-tepki olarak yapılan çalışmalar da hep fiziksel öğrenme üzerine olmuştur. Ancak bu çalışma insan duyguları üzerine yapılan ilk çalışmadır. Watson burada insan davranışları üzerine sadece tahminde bulunmak değil aynı zamanda onların davranışlarının kontrol edilebilir ve değiştirilebilir olduğunu göstermiştir. Bir ay sonra Albert’i tekrar hayvanların arasına koymuş ve verilen tepkilerin aynı olup olmadığını gözlemlenmiş ve bu durumun kalıcı olup olmadığına bakılmıştır ve aynı tepkileri gösterdiği için bu durumun kalıcı olduğu görüşü üzerine durmuşlardır fakat bu kanıtlanamamıştır çünkü annesi Albert’i hastaneden alıp götürmüştür.

Sonsuz biçimde işlenebilir

Watson’ın kariyeri Küçük Albert deneyinden bir süre sonra bitmiştir. Bunun sebebi ise Asistanı Rosalie Rayner ile arasındaki evlilik dışı ilişki olmuştur.

Bu ilişkiden dolayı araştırmalarını gerçekleştirdiği üniversiteden zorla emekliliği istenmiş ve bu yüzden araştırmalarına devam edememiştir. Buna rağmen Watson, davranışçılığı ve de uyarıcı-tepki şartlandırmasını daima savunmuştur.

Watson, bir süre sonra duygusal tepkilerin şartlandırılabildiği gibi aynı zamanda bunların kontrol edilebileceğini ve değiştirilebileceğini savunmuştur. Bununla da yetinmeyip, kişinin karakterine bakmadan her insanın herhangi bir şey olabilmesi için eğitilebileceğini düşünmektedir.

Watson ortaya atmış olduğu önemli görüşlerden bu görüş; çocuğun boş bir levha olarak dünyaya geldiği ve karakteri ne olursa olsun davranışçı kriterleri kullanarak her türlü mesleğe sahip olabilmelerinin sağlanabileceğidir.

Duygulardan arınmış ebeveynlik

Watson üniversiteden ayrılmak durumunda kalarak araştırmalarını tamamlayamamıştır ve bu yüzden fikirlerini ve ilgisini çocukların bakımı ve yetiştirilmesi üzerine oluşturmuştur. Burada birçok kitap yazmış ve çocukların katı bir davranışçı bir yaklaşım ile büyütülmeleri gerektiğini savunmuştur. Kitapları fazlasıyla rağbet görmüş ve birçok aile tarafından da yöntemleri uygulanmıştır. Ancak Watson’un bu yöntemleri çocuklar üzerinde fazlasıyla hasar bırakıcı olmuştur.

Watson, bir çocuğun davranışlarının çevresinden etkilendiğini ve çevresinin de ailesi tarafından kontrol edilebilir olduğunu savunur. Ona göre çocuk büyütülürken üç temel duygu üzerinde durularak davranışların değiştirilmesi gerektiğidir. Bunun sebebi belki de mutsuz bir çocukluk geçirmesindendir. Şefkatin, duygusallığın kişiyi aşırı bağımlı hale getirdiğini düşünür ve bunu reddeder. Ancak bunun tam tersi olan bir duygusal aşırılık olan fiziksel cezalandırma yöntemini ise savunur.

Watson’un çocuk bakımı için uyguladığı uyarıcı-tepki şartlandırma yöntemi sonunda birçok eleştirilere neden olur. Ardından gelen diğer psikologlar bunu çocuğun iyiliğinden çok uygulanan yöntemin etkisi ve sonuçları üzerinde durduğunu düşünmüşlerdir. Watson’un bu yöntemi kötü bir yöntem olarak kabul edilmiş, çocuk bakımında kutsal kabul edilen kitapları popülaritesini yitirmiş ve bu durumdan ailesi bile zarar görmüştür. Rosalie’de sonunda onun yönteminin hatalı olduğunu görmüş ve bunun üzerine Parents’ Magazine’e “Bir Davranışçının Oğullarının Annesiyim”adlı eleştirel bir yazı yazmıştır.

Bir süre sonra alanında sadık olan davranışçılar arasında çocuk bakımı üzerine alternatif oluşturabilecek bazı yaklaşımlar geliştirilmiştir. Watson’un ortaya atmış olduğu yöntemleri daha merhametli bir tutuma getirerek bunu daha uygulanabilir hale getirmeye çalışmışlardır.

 

AçıkMavi Psikoloji Ekibi

 


Avrupa Yakası : UBM Plaza,19 Mayıs Mah. 19 Mayıs Cd. No.37 Kat.3 Fulya - Şişli / İSTANBUL
Anadolu Yakası : İçerenköy Mah. Değirmen Yolu Cd. Yüksel Üçüncü İş Merkezi K:4 D: 9 Bostancı- Ataşehir / İstanbul


AçıkMavi Ps. ve Çözüm Merkezi Ltd. Şti. © 2016. Tüm hakları saklıdır.