IQ (Zekâ katsayısı) - 2. Kısım
IQ(Zekâ katsayısı)_2
 
 
IQ (Zekâ katsayısı) - 2. Kısım
 
Grup-IQ’su veya kolektif zekâ faktörü c
Genel zekâ faktörü g'den türetilen işlevselleştirme ve metodoloji ile, grubun geniş bir görev yelpazesini gerçekleştirme genel yeteneği olarak tanımlanan yeni bir bilimsel zekâ anlayışı, grupların zeki davranışlarını açıklamayı hedefler. Amaç, bireyler için g faktörüne paralel olarak, gruplar için genel bir c zekâ faktörünü tespit etmek ve açıklamaktır. g, IQ kavramıyla son derece ilişkili olduğu için, bu kolektif zekâ ölçümü, başlı başına skorun bir bölümü olmasa bile gruplar için (Grup-IQ) zekâ katsayısı olarak yorumlanabilir. Mevcut kanıtlar, bu Grup-IQ'sunun sadece grup üyelerinin IQ'ları ile bir dereceye kadar ilişkili olduğunu, ancak grup üyelerinin Zihin Kuramı gibi diğer bağlarla ilişkili olmadığını göstermektedir.
 
 
Grup farklılıkları

Zekâ çalışmasıyla ilgili en tartışmalı konular arasında, IQ puanları gibi zekâ ölçümlerinin etnik ve ırksal gruplar ile cinsiyetler arasında değiştiği gözlemi yer almaktadır. Bu farklılıkların bazılarının varlığı konusunda çok az bilimsel tartışmalar olsa da gerekçeleri hem akademik alanda hem de kamusal alanda son derece tartışmalıdır.
 

Cinsiyet

Kadınlar ve erkekler arasında genel puan farklarının olmaması için birçok IQ testi yapılır. Cinsiyet farklılığını ortadan kaldırmak için WAIS ve WISC-R gibi yaygın IQ bataryaları da yapılmıştır. 2002 yılında Uluslararası Zekâ Araştırmaları Kurumu’nda sunulan bir makalede, testi hazırlayanların ve ABD'nin Eğitim Testleri Hizmetinin (ABD SAT sınavını geliştiren), bu yanlılık algısı oranını azaltmak için, belirgin cinsiyet farklılıklarını gösteren maddeleri ortadan kaldırdığını ve bu yüzden, "gerçek cinsiyet" farkının aslında maskelendiği belirtilmiştir. Zihinsel Dönüş Testleri ve reaksiyon zamanı testleri gibi IQ'da erkeklerin lehine olan bulgular gösteren [jargon] öğeler çoğunlukla ortadan kaldırılmaktadır. Matematik performansındaki cinsiyet farklılıklarına odaklanan meta-analiz, erkek ve kız çocukları için neredeyse aynı performansı bulmuş ve matematiksel zekâ ile cinsiyet arasındaki ilişki tartışmalı konulardan biri haline gelmiştir.
 
 
Irk ve zekâ
Amerika Birleşik Devletleri'nde ırk ve zekâ

Amerikan Psikoloji Derneği tarafından desteklenen zekâ üzerine 1996 Çalışma Kolu soruşturması, ırklar arasında değişim gösteren önemli IQ farklılıkları olduğu sonucuna varmıştır. Bu varyasyonun altında yatan nedenleri belirleme sorunu, "kalıtım ve çevrenin" IQ'ya olan katkıları ile ilgilidir. Alan S. Kaufman ve Nathan Brody gibi psikologlar ve Bernie Devlin gibi istatistikçiler bunun genetik etkilerden kaynaklandığı sonucuna varmak için yeterli veri olmadığını iddia etmektedirler. Önceki araştırma literatürünü gözden geçirdikten sonra, insan zekâsı konusunda önde gelen akademisyenler tarafından 2012 yılında yayınlanan bir derleme makalesi, IQ'daki grup farklılıklarının aslen çevresel olduğunu ve bu şekilde en iyi anlaşıldığı sonucuna varmışlardır.
Farklı etnik grupların test sonuçları arasındaki eşitsizlikler göz önünde bulundurularak, kültür ve kültürleşmenin yanı sıra, sterotip tehdidinin (kişinin ait olduğu grup (lar) hakkında olumsuz stereotipleri kabul edip etmemede risk altında hissettiği durumsal bir ikilem) etkileri araştırılabilir. Bu olgu, yayında taraf tutma açısından eleştirilmiştir.
 
 
Kamu politikası
 
Amerika Birleşik Devletleri'nde, belirli kamu politikaları ve yasaları, birtakım konuları (askeri hizmet eğitim, kamu yararları, idam cezası, ve istihdam) gözeterek bireyin IQ'sunu bünyesindeki kararlara dahil eder. Ancak, 1971 yılında Griggs v. Duke Power Co.'nun durumunda ise, ırkçı azınlıkları olumsuz etkileyen istihdam uygulamalarını en aza indirgemek amacıyla, ABD Yüksek Mahkemesi, iş analizi ile iş performansına bağlantılı olduğu durumlar haricinde, istihdamda IQ testlerinin kullanılmasını yasaklamıştır. Uluslararası olarak, beslenmenin iyileştirilmesi ve nörotoksinlerin yasaklanması gibi belirli kamu politikalarının amaçlarından biri, zekâyı yükseltmek veya zekadaki azalmayı önlemektir.

Zihinsel engellilik teşhisi kısmen IQ testinin sonuçlarına dayanmaktadır. Sınırdaki zihinsel işleyiş, bir kişinin ortalama bilişsel yeteneğin altında olduğu bir sınıflandırmadır, (71-85 IQ), fakat bu noksanlık zihinsel bozukluk kadar şiddetli değildir (70 veya altı).

Birleşik Krallık'ta, 1945 yılından itibaren on bir yaşında bir çocuğun hangi tür okula gitmesi gerektiğine karar vermek için bir zeka testi içeren eleven-plus sınavı (on bir yaşındaki her çocuğun vermesi gereken bir tür baraj sınavı) kullanılmıştır. Kapsamlı okulların yaygın olarak baş göstermesinden bu yana çok daha az kullanılmaktadırlar.
 
 
Eleştiri ve görüşler
Zekâ ile ilişki

IQ, zekayı ölçen en kapsamlı araştırma aracıdır ve pratik uygulamalarda en yaygın şekilde kullanılmaktadır. Fakat, IQ, bazı zekâ kavramlarını ölçmek için çabalarken, daha geniş zekâ tanımlarının doğru bir ölçüsü olarak hizmet edemeyebilir. IQ testleri, yaratıcılık ve sosyal zekâ gibi diğer alanları hesaba katmayı ihmal ederken bazı zekâ alanlarını inceler.

Keith Stanovich gibi eleştirmenler, IQ test puanlarının güvenilirliğini ya da bazı başarı türlerini tahmin etme kapasitelerini tartışmazlar, ancak IQ test puanları üzerine tek başına bir zekâ kavramını dayandırmanın, zihinsel kabiliyetin diğer önemli yönlerini ihmal ettiğini iddia ederler.
 
 
IQ eleştirisi
 
Bazı bilim adamları IQ'nun değerini tamamen tartışmaktadır. İnsanın Yanlış Ölçümü (1996) (The Mismeasure of Man), adlı kitapta paleontolog Stephen Jay Gould, IQ testlerini eleştirerek onların, bilimsel ırkçılık için kullanıldığını iddia etmiştir. g'nin matematiksel bir yapı olduğunu ifade etmiş ve eleştirmiştir:
... tek bir varlık olarak zekanın soyutlanması, beynin içindeki yeri, her birey için bir sayı olacak şekilde nicelleştirilmesi ve bu sayıların insanları tek bir değerlilik içinde sıralamak için kullanılması (ezilen ve dezavantajlı grupları, ırkları, sınıfları veya cinsiyetleri bulmak için) zaten doğuştan değersiz ve aşağılık bir olgudur ve statülerini hak ederler.
 
Arthur Jensen cevaben:
... Gould'un "somutlaştırma" ile karıştırdığı şey, belirli bir alandaki gözlemlenen ilişkileri hesaba katmak için açıklayıcı modellerin varsayımıyla ilgili her bilimdeki genel uygulamadan ne daha çok ne de daha azdır. İyi bilinen örnekler arasında, gezegensel hareketin heliosentrik teorisi, Bohr atomu, elektromanyetik alan, gazların kinetik teorisi, yerçekimi, kuarklar, Mendelyan genleri, kütle, hız, vb. vardır. Bu yapıların hiçbiri fiziksel alanı işgal eden elle tutulabilir bir varlık olarak mevcut değildir.
Jensen ayrıca, g’nin birkaç zekâya sahip bir modelle değiştirilmesi bile, durumun beklenenden daha az değişeceğini ifade etmiştir. Bilişsel yeteneğin tüm testlerinin birbiriyle yüksek düzeyde ilişkili olmaya devam edeceğini ve bilişsel testlerde hala siyah-beyaz bir boşluk olacağını ileri sürmektedir. Gould'a hitaben Hans Eysenck, hiçbir psikoloğun zekanın beyinde bulunan bir alan olduğunu söylemediğini belirterek yanıt vermiştir. Eysenck ayrıca IQ testlerinin ırkçı olmadığını, Kuzeydoğu Asyalılar ve Yahudilerin IQ testlerinde Yahudi olmayan Avrupalılardan daha yüksek puan aldıklarını ve bunun Avrupalı ırkçıları memnun etmeyeceğini belirtmiştir.

Psikolog Peter Schönemann ısrarla IQ'yu "IQ efsanesi" olarak adlandırmış ve eleştirmiştir. G’nin hatalı bir teori olduğunu ve IQ'nun yüksek kalıtımsal tahminlerinin yanlış varsayımlara dayandığını ileri sürmüştür. İnsan bilişsel yeteneklerinin ana ölçütü olarak g'nin diğer önemli bir eleştirmeni olan Robert Sternberg, zekâ kavramının g ölçüsüne indirilmesinin, farklı yetenekleri ve insan toplumunda başarı üreten bilgi türlerini tamamen hesaba katmadığını ifade etmiştir.
 
 
Eşik etkilerin sistematik olarak dışlanması
 
Cecil Reynolds ve Paul Kline, IQ testlerinin, popülasyonda bir çan eğrisi dağılımı göstermeleri gerektiği yönündeki kuramı, eşik etkisi gösteren ve aşamalı olarak değişmeyen bilişsel testlerin sistematik olarak dışlanmasına yol açar. Bunun yanı sıra, çan eğrisi modeline uyan sorulara yönelik IQ testlerinin yanlı olduğu ve hiç çan dışı dağılımları göstermeyen sorulara karşı dışlanım yapılır. Sürülerin, sürüdeki belirli hayvanların yanında kolektif davranışlarını değiştirdikleri gibi, beyinlerin de bağlı nöronların ve / veya bağlantı seviyesinin eşiklerindeki eşik değerlerini değiştirebildikleri iddia edilir. Cecil Reynolds ve Paul Kline, IQ testlerinin, ikili çalışmaların gösterdiği yüksek kalıtım ve Flynn etkisinin gösterdiği yüksek çevresel etki arasındaki kalıtım paradoksu gibi paradokslar oluşturmasının sebebi olabileceğini ifade ederler. Ayrıca, çan eğrisine uymayan dağılımların diğer bilişsel testleri, problemleri sistematik bir şekilde çan eğrilerini talep ederek ve belli bir performans için beynin kapasitesinin ne olması gerektiğine dair kesin bir sistem şartı öngörüsünün yapılmamasından kaynaklanan ve çürütme kriterini aşamadığı tartışılan IQ testlerinin aksine; bazılarının kritik seviyelerde kantitatif beyin erişimi ve bu gibi durumlarda daha kolay proksilerin gerektirdiği önemli yeteneklerin çürütülebilir tahminler üretme olasılığı ile yeniden denenmelidir. Kapasiteler, görevlerini yerine getirmek için minimum sistem gerekliliklerini izlediğinden, "istisnalar" için yasalardaki boşluklar ile olasılıksal tahminlerin, bilimsel olarak kapasite teorilerine uygulanamayacağı öne sürülmüştür.
 
 
Test yanlılığı
 
Amerikan Psikoloji Derneği'nin, Zekâ: Bilinenler ve Bilinmeyenler raporunda, Amerika Birleşik Devletleri’nde, sosyal başarıya dair yordayıcılar olan IQ testlerinin, Afrikalı Amerikalılara karşı önyargılı olmadığını, çünkü okul başarısı gibi, Kafkasyalılar için de gelecekteki performanslarını tahmin etmelerine benzer olduğu belirtilmiştir.. IQ testlerinin, performansı tüm ırksal gruplar için eşit derecede iyi bir şekilde öngördüğünü kabul ederken, Nicholas Mackintosh da eğitim sisteminin Afrika kökenli Amerikalılara karşı sistematik olarak önyargılı olması durumunda IQ testinin doğasında var olan bir önyargı olabileceğine işaret etmektedir. Böyle bir durumda, eğitim performansı Afro-Amerikan çocuklarının bilişsel yeteneklerinin küçümsenmesine sebep olabilir. Earl Hunt, bunun testin bir yanlılığı değil, toplumun bir yanılgısı olabileceğini öne sürmüştür.
 
Ancak, diğer durumlarda kullanıldığında IQ testleri iyi sonuçlar gösterebilir. 2005 yılında yapılan bir çalışmada, "tahminlerdeki ayırtedici geçerlilik, WAIS-R testinin, Meksikalı Amerikan öğrenciler için bilişsel yetenek ölçüsü olarak WAIS-R'nin geçerliliğini azaltan kültürel etkiler içerebileceğini düşündürmektedir." Haliyle bu da örneklemdeki beyaz öğrenciler açısından zayıf bir pozitif ilişki olduğunu göstermektedir. Diğer yeni çalışmalar, Güney Afrika'da kullanıldığında IQ testlerinin kültür ile uyumluluğunu sorgulamıştır. Stanford-Binet gibi standart zekâ testleri, otistik çocuklar için genellikle uygun değildir; gelişimsel ya da uyarlanabilir beceri ölçümlerinin kullanım alternatifleri otistik çocuklarda zekayı ölçmede zayıf kalır ve otistik çocukların çoğunun zihinsel olarak geri olduğu konusunda yanlış iddialara neden olmuş olabilir.
 
 
Birbirine karışan kültürler ve uygun IQ sınıflandırması
 
Barbara P. Uzzell ve Harvey N. Switzky, IQ'yu bir zaman dilimi içinde tanımlamanın ve bir kültürde ortalama IQ testi performansı sonucunda zihinsel açıdan geri olma konusunda farklı eşiklerini koymanın kimin hangi kültüre ait olduğunu tanımlamakla ilgili meselelerle karşı karşıya olduğunu tartışmıştır. İnsanlar, birbirinden soyutlanmış ve ayrı tutulmuş kültürler içinde olmadıklarından, IQ testlerini “kültürel açıdan adil” yapmak için söylenen kültürün temel sınıflandırmasının, aynı kültürde resmen sınıflandırılan ancak kültürlerin gerçek yaşamdaki akıcı karışması nedeniyle farklı kültürel paylaşılmayan ortamlarla karşılaşmış bireyler arasındaki altta yatan bilişsel farklılıkların yanlış “kanıtını” göstereceğini iddia ederler. Ve bu, IQ testlerini yanlış bir zihinsel gerileme ölçütü haline getirmiştir. Barbara P. Uzzell ve Harvey N. Switzky tarafından, görünüşte kalıtsal faktörlere bağlı olan farklı bir sosyal tedavinin kesinlikle "ırksal" olarak sınıflandırmayacaklarını, ancak genellikle bireysel olabileceği düşünüldüğünde, bu görünümlerin öğrenilmiş davranışlara ve beynin çevreye verdiği tepkisini etkileyen genlerin yanlış kanıtlara bağlı olmasının neden olduğu tartışılmaktadır.
 
Bir kimsenin konuştuğu diğer insanların, yanlış anlamaları gerçeğe dayanan argümanlarla karşı karşıya getirip getirmediği konusundaki çevresel farklılıklar, “akıl yürütme yeteneğinden yoksunluktan,” "IQ testlerinde problemleri çözmek için kullanılabilecek kuralları öğrenmeye yönelik fırsatlarda farklılıklar yaratır ve bu tür kültürel tedavilerin yaygın kalıcılığı, temel bilişsel yeteneklerin güvenilir ve geçerli ölçütleri olan IQ testlerinin yanlış bir görünümünü verir. Tartışma fırsatlarında daha önceki farklılıklar tarafından şekillendirilmiş kelimelerin seçimine yönelik önyargı da dahil olmak üzere, toplumun her kesimindeki tartışmalar yoluyla düşünceleri keskinleştirmeye yönelik farklı fırsatların bu tür etkilerinin, sadece sterotip tehdidi teorisinin laboratuvar ayarlarından farklı tahminler yaptığı ve bu nedenle de bu teoriden farklı kanıtlar ve sözcük seçimine dayanan toplumdaki ayrımcılık, IQ testi performansı ile toplumdaki başarı arasındaki açık bağlantıların olası bir açıklamasıdır.
 
 
Eski metodoloji
 
Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi'nin 2006 tarihli bir makalesine göre, çağdaş psikolojik araştırmalar çoğunlukla psikometride son zamanlarda meydana gelen gelişmeleri yansıtmamakla birlikte, "1950'lerde var olan psikometrik sanat alanına esrarengiz bir benzerlik göstermektedir."
 

Zekâ: Bilinenler ve Bilinmeyenler
 
Çan Eğrisi etrafındaki tartışmalara yanıt olarak, Amerikan Psikoloji Derneği'nin Bilimsel İşler Kurulu 1995 yılında, zekâ araştırmasının durumuna dair rapor yazmak için tüm taraflarca bir tartışma temeli olarak bir tim oluşturmuştur: Zekâ: Bilinenler ve Bilinmeyenler. Raporun tam metni çeşitli web sitelerinde mevcuttur.
Bu makalede, dernek temsilcileri IQ ile ilgili çalışmaların sık sık siyasi sonuçlarıyla ilgili olarak yazdıklarından üzüntü duymaktadır: “Araştırma bulguları çoğunlukla kendi varsayımları veya sözde politik çıkarımlarındaki bilimsel duruşları üzerinde çok fazla değerlendirilmemiştir”.
 
Tim, IQ puanlarının okul başarısında bireysel farklılıklar için yüksek yordama geçerliliğine sahip olduğu sonucuna varmıştır. Eğitim ve aile geçmişi gibi değişkenler istatistiksel olarak kontrol edildiğinde bile, IQ'nun yetişkinlerin mesleki durumu için yordama geçerliliğini doğrulamaktadır. Zekâdaki bireysel farklılıkların hem genetik hem de çevresel faktörler tarafından önemli ölçüde etkilendiğini belirtmişlerdir.
 
Yetersiz beslenme, toksik maddelere maruz kalma ve çeşitli doğum öncesi ve sonrası stresörleri içeren bazı biyolojik faktörlerin, en azından bazı koşullarda psikometrik zekâ düzeyinin düşmesine yol açtığı raporda belirtilmiştir. Tim, siyahların ve beyazların ortalama IQ puanları arasında büyük farklılıklar bulunduğunu şu sözlerle kabul etmektedir:
 
Bu farklılığın nedeni bilinmemektedir; ancak görünüşte, içerikteki basit bir yanlılık biçiminden ya da testlerin kendi uygulamalarından dolayı değildir. Flynn etkisi, çevresel faktörlerin en azından bu büyüklükte farklılıklara neden olabileceğini gösterse de bu etki kendi başına gizemlidir. Siyah / Beyaz IQ farklılığı üzerine bazı kültürel temelli açıklamalar önerilmiştir; bazıları mantıklıdır, ancak şu ana kadar hiçbiri kesin olarak desteklenmemiştir. Hatta genetik bir yorum için ampirik destek daha azdır. Kısacası, Siyahlar ve Beyazlar'ın IQ ölçümleri arasındaki farkın yeterli bir açıklaması mevcut değildir.
Bildiriyi yayınlayan APA dergisi, American Psychologist, daha sonra Ocak 1997'de on bir eleştirel cevap yayınlamıştır. Bunların bir kısmı raporun kısmen genetik açıklamaların kanıtlarını yeterince inceleyemediğini iddia etmekte idi.
 
 
Dinamik değerlendirme

Standart IQ testlerine bir alternatif, son iki yıllık çalışmalarından psikolog Lev Vygotsky'nin (1896-1934) yazılarında ortaya çıkmıştır. Ölümden yaklaşık bir yıl önce, 1933'te ortaya koyduğu yakınsal gelişim alanı kavramı, gelişimini çocuğun bağımsız problem çözme yetenği ile ölçülebilen gerçek gelişim düzeyi olarak teşhis etmede bir sembol olmuştur. Aynı zamanda, çocuk tarafından orta düzeyde yardım alarak problem çözme durumunda ölçülen proksimal veya potansiyel gelişme düzeyini de belirtmiştir. Çocuğun birtakım gözetim ve rehberlik kapsamında çözebileceği problemin azami karmaşıklığı ve zorluğu, onun potansiyel gelişme düzeyini gösterir. Ardından, daha yüksek potansiyel ile gerçek gelişimin daha düşük seviyesi arasındaki fark, yakınsal gelişim alanını gösterir. Vygotsky'ye göre, iki indeksin - gerçek ve yakınsal gelişim alanının - birleşimi, psikolojik gelişimin tek başına gerçek gelişim düzeyinin değerlendirilmesinden çok daha bilgilendirici bir göstergesini sağlar.
 
Gelişim bölgesi ile ilgili fikirler daha sonra bir dizi psikolojik ve eğitimsel teori ile pratikte geliştirilmiştir. En önemlisi, bu düşünceler, öğrenme ve gelişimsel potansiyelin test edilmesine odaklanan dinamik değerlendirme adı altında geliştirilmiştir. (ör: Reuven Feuerstein ve arkadaşları ,farz edilen varsayım veya "sabit ve değişmez" zekâ veya bilişsel işlev özelliklerinin kabul edilmesinden dolayı standart IQ testini eleştirmiştir. Vygotsky ve Feuerstein'in gelişimsel teorileriyle, insan varlıklarının statik bir varlık olmadığını, ancak her zaman dünya ile değişim ve etkileşimsel ilişkilerde olduklarını savunan dinamik değerlendirme, aynı zamanda Joseph Campione, Ann Brown ve John D. Bransford tarafından bilişsel gelişim teorisinin son revizyonlarında da büyük destek almıştır. Ayrıca, çoklu zekâ kuramlarında ise Howard Gardner ve Robert Sternberg tarafından da övülmüştür. Yine de dinamik değerlendirme, şu ana kadar, büyük bir ölçekte, “kendi kimlik arayışında” olduğundan, eğitimde uygulanmamıştır.
 
 
Sınıflandırma

IQ sınıflaması, IQ testi hazırlayan yayıncıları tarafından IQ puan aralıkları için "üstün" veya "ortalama" gibi etiketlerle çeşitli kategorilere ayrılmasında kullanılan bir uygulamadır. IQ sınıflaması, insanları tarihsel olarak diğer davranışsal gözlem biçimlerine dayalı genel yeteneklere göre sınıflandırılma girişimleriyle başlamıştır. Davranışsal gözlemin diğer formları IQ testlerine dayanan sınıflandırmaların doğrulanması için hala önemlidir.
 
 
Yüksek IQ toplumları

Bazı IQ testi veya eşdeğeri üzerinde yüzde 98 kadar (ortalamanın üstünde 2 standart sapma) veya daha yüksek puanlara sahip olan kişilere üyeliği sınırlayan bazıları uluslararası olan örgütler vardır. Mensa International belki de bunların en bilinenidir. En büyüğü 99.9 olan topluluk (ortalamanın üstünde 3 standart sapma) Triple Nine Society ile bilinir.
 
 
AçıkMavi Psikoloji Ekibi
 

Avrupa Yakası : UBM Plaza,19 Mayıs Mah. 19 Mayıs Cd. No.37 Kat.3 Fulya - Şişli / İSTANBUL
Anadolu Yakası : İçerenköy Mah. Değirmen Yolu Cd. Yüksel Üçüncü İş Merkezi K:4 D: 9 Bostancı- Ataşehir / İstanbul


AçıkMavi Ps. ve Çözüm Merkezi Ltd. Şti. © 2016. Tüm hakları saklıdır.