Panik Ataklar ve Panik Bozukluğu Belirtileri
Panic-Attack
 
Panik Ataklar ve Panik Bozukluğu Belirtileri
 
Tedavi ve Kendi Kendine Yetme İpuçları


Ani bir kaygı ve korku dalgası yaşadıysanız, o zaman panik atak geçirmenin nasıl bir duygu olduğunu biliyorsunuz demektir. Kalbiniz sıkışıyor, nefes alamıyorsunuz ve hatta ölüyormuş ya da aklınızı kaçırıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Panik ataklarının sıklaşması ve kaygı/korku periyotlarının uzaması ile ortaya çıkan panik bozukluk, profesyonel tedavi gerektiren bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmediği takdirde, panik bozukluğuna ve diğer sorunlara yol açabilen panik atakları, olağan gündelik hayata engel olacak faaliyetlerden bile geri durmanıza sebep olabilirler. Fakat panik atakları tedavi edilebilir durumlardır ve ne kadar erken yardım alırsanız o kadar iyi sonuçlar elde edilebilir. Doğru tedavi ve kendi kendine yetme teknikleri ile panik belirtileri azaltılabilir veya ortadan kaldırabilir; böylelikle güveninizi yeniden kazanabilir ve hayatınızın kontrolünü geri alabilirsiniz.
 
Panik atak nedir?

Panik atak, ansızın gelen ve elden ayaktan düşüren semptomlar ile karakterize edilen şiddetli bir korku dalgasıdır. Panik ataklar genellikle herhangi bir uyarıda bulunmadan ve bazen belli bir tetikleyici olmaksızın ortaya çıkar. Beklenmedik bir anda, herhangi bir yerde ortaya çıkan; bunaltı, korku ve yoğun endişe karışımı bir nöbet olan panik atak, rahatlayıp gevşediğinizde ve hatta uyurken bile gerçekleşebilirler.

Bir panik atak, tek seferlik bir olay olabilir fakat, birçok insan devamlı tekrar eden panik atak nöbetleri yaşamaktadır. Tekrarlayan panik atakları genellikle bir köprüden geçme ya da toplum önünde konuşma gibi - özellikle bu olay daha önce bir panik atağa sebep olmuşsa-belirli bir durum tarafından tetiklenir. Çoğunlukla paniğe neden olan durumlar, bedenin savaş-ya da-kaç tepkisini tetikleyerek tehlike altında ve kaçamadığı bir durumda olduğunu hissettirir.

Bir veya daha fazla panik atak yaşayabilir ya da öte yandan tamamen mutlu ve sağlıklı olabilirsiniz. Ayrıca panik ataklarınızın oluşumunda panik bozukluğu, sosyal fobi veya depresyon gibi başka bir bozukluğun etkisi olabilir. Sebebi ne olursa olsun, panik ataklar tedavi edilebilir. Semptomlarla baş edebilmek ve etkili tedaviler için kullanabileceğiniz birçok strateji mevcuttur.
 
 
Panik atak belirtileri ve semptomları

Panik atak belirtileri ve semptomları aniden gelişir ve genellikle 10 dakika içinde doruk noktasına ulaşır. Nadiren bir saatten fazla sürseler de çoğu 20-30 dakika içinde sona erer. Panik ataklar belli bir zaman ve ortam gözetmeden her an oluşabilir. Mağazada alışveriş yaparken, sokakta yürürken, araba kullanırken veya hatta evde kanepede otururken bile karşılaşabilirsiniz.

Panik atak belirtileri şunlardır:
 

• Nefes darlığı veya hiperventilasyon (normalden daha hızlı bir şekilde nefes alıp verme)

• Kalp çarpıntısı veya kalbin küt küt atması

• Göğüs ağrısı veya sıkışma hissi

• Titreme

• Boğuluyormuş gibi hissetme

• Bulunulan ortamdan kopma, gerçek dışı hissetme

• Terleme

• Mide bulantısı veya mide rahatsızlığı

• Baş dönmesi, gözlerin kararması veya bayılma

• Uyuşma veya karıncalanma hissi

• Sıcak veya soğuk ter basması

• Ölüm, kontrolü kaybetme veya delirme korkusu

 

Panik bozukluğun belirtileri ve semptomları

Pek çok kişi, bölümler halinde (epizodik) seyretmeyen veya komplikasyon gelişimine bağlı olmaksızın sadece bir veya iki panik atak yaşar ve eğer sizde de bu tür bir durum söz konusu ise endişelenmenize gerek yoktur çünkü uzmanlar, hayat boyu 1-2 kez panik atak yaşamanın çok sıra dışı bir durum olmadığının altını çiziyorlar. Fakat öte yandan, bazı insanlar ise panik bozukluğu geliştirebilirler. Panik bozukluğu, tekrarlanan panik atakları ile karakterize edilir; bu ataklar ise davranıştaki büyük değişiklikler veya daha fazla atak geçirme yüzünden oluşan kalıcı kaygı ile bütünleşmiş durumdadır.
 
Eğer aşağıdaki belirtilere sahipseniz, panik bozukluğundan muzdarip olabilirsiniz:
 

• Başka bir panik atak daha geçirme korkusu / kaygısı

• Daha önce panik atak yaşadığınız yerlerden kaçınmak gibi panik ataklardan dolayı farklı davranmak

• Belirli bir duruma bağlı olmayan ani ve sık tekrarlayan panik atakları

 

Tek bir panik atak sadece birkaç dakika sürse de bu deneyimin etkileri kalıcı bir iz bırakabilir. Panik bozukluğunuz varsa, tekrarlayan panik atakları duygusal bir kayıp yaratabilir. Ataklar sırasında hissettiğiniz yoğun korku ve dehşet, özgüveninizi olumsuz yönde etkileyebilir ve gündelik hayatınızda ciddi aksamalara neden olabilir. Bu durumun bir sonucu olarak, aşağıdaki panik bozukluk belirtileri gözlemlenir:

Beklenti kaygısı – Panik ataklar arasında normal bir şekilde kişiliğinizin gerektirdiği gibi davranmanın aksine, endişeli ve gergin hissedersiniz. Gelecekte de panik atak yaşama korkusundan kaynaklanan bu kaygı, aslında ‘’korku korkusudur” ve çoğu zaman ortaya çıkarak son derece etkisiz hale getirilebilir.
Fobik kaçınma - Belirli durumlardan veya ortamlardan kaçınmaya başlarsınız. Bu duygu, kaçınmak istediğiniz durumun önceki panik ataklarınıza neden olduğu inancına dayanabilir. Ya da kaçmanın zor olabileceği veya yardım almanın mümkün olmadığı yerlerden bir panik atak nöbeti geçirme korkusu ile uzak duruyor olabilirsiniz. Aşırıya ulaştığında ise, fobik kaçınma agorafobiye (açık alan korkusu) dönüşür.
 
 
Agorafobili Panik Bozukluk

Agorafobinin karakteristik olarak umumi yer ve açık alan korkusunu içerdiği düşünülmekte idi. Ancak, agorafobinin panik atak ve panik bozukluğunun bir komplikasyonu olarak geliştiğine inanılmaktadır. Her ne kadar agorafobi herhangi bir noktada gelişebilse de genellikle ilk tekrarlayan panik ataklarınızdan bir yıl sonra ortaya çıkar.
Eğer agorafobik iseniz, kaçmanın zor ya da utanç verici olduğu yerlerde panik atak geçirmekten korkarsınız. Ayrıca yardım alamayacağınız bir panik atak geçirmekten de korkuyor olabilirsiniz. Bu korkular nedeniyle, daha fazla benzer duruma maruz kalmamak için onlardan kaçınmaya başlarsınız.
Örneğin, aşağıda listenen birtakım durumlardan kaçınmaya başlayabilirsiniz:


• Sosyal toplantılar, restoranlar veya panik atak geçirmekten utanılacak diğer durumlar.

• Panik atağı tetiklemesinden korkulan fiziksel egzersizler.

• Alkol, kafein, şeker veya özel ilaçlar gibi panik yaratabilecek bazı yiyecek veya içecekler.

• Kendinizi güvende hissettiren birisinin yanında olmadan herhangi bir yere gitmek. Daha ağır vakalarda, kendinizi sadece evde güvende hissedebilirsiniz.

• Alışveriş merkezleri veya spor alanları gibi kalabalık yerler.

• Otomobiller, uçaklar, metrolar ve diğer seyahat şekilleri.

 

Panik atak ve panik bozukluğun nedenleri

Panik atakların ve panik bozukluğun kesin nedenleri net olmamakla birlikte, bu eğilimin aileden geçtiği düşünülmektedir. Ayrıca mezun olup iş hayatına atılma, evlenme ya da bebek sahibi olma gibi önemli yaşam geçişleri ile de bir bağlantı olduğu görülmektedir. Sevilen birinin ölümü, boşanma veya iş kaybının gibi şiddetli stres de panik ataklarını tetikleyebilir.

Panik ataklar ayrıca tıbbi durumlar ve diğer fiziksel nedenlerden kaynaklanabilir. Panik belirtileri çekiyorsanız, aşağıdaki olasılıkları ortadan kaldırmak için bir doktora görünmeniz önemlidir:
  1. Mitral kapak kayması; kalpteki kapakçıklarından biri doğru şekilde kapanmadığında oluşan küçük bir kalp problemi
  2. Hipertiroidizm (aşırı aktif tiroid bezi)
  3. Hipoglisemi (düşük kan şekeri)
  4. Uyarıcı madde kullanımı (amfetaminler, kokain, kafein)
  5. İlaçların bırakılması

 

Panik Bozukluğu Tedavisi

Panik atakları ve panik bozukluk, onlardan muzdarip olan insanlar için çok rahatsız edici koşullar oluşturabilir. Bazen geçmişte panik duygusuyla ilişkilendirilmiş herhangi bir faaliyet veya çevreden kaçınmaya yol açabilirler. Buna karşılık da agorafobi gibi daha şiddetli bozukluklar ortaya çıkabilir.
 
Panik ataklar genellikle genç yetişkinlikte başlar, ancak bir yetişkinin hayatının herhangi bir zamanında ortaya çıkabilir. Bir panik atak genellikle uyarı olmadan aniden başlar ve yaklaşık 10 dakika içinde zirveye ulaşır. Birkaç dakikadan bir buçuk saate veya daha uzun süreye kadar devam edebilir. Panik ataklar hızlı kalp atışı, terleme, titreme ve nefes darlığı ile nitelendirilir. Diğer semptomlar arasında üşüme, ateş basması, bulantı, kramp, göğüs ağrısı, boğazda sıkışma, yutma güçlüğü ve baş dönmesi olabilir.
 
Panik atak geçirme, kadınlarda erkeklerde olduğundan daha fazladır. Pek çok araştırmacı, vücudun tehlikeye karşı doğal savaş-ya da-kaç tepkisinin de bir etken olduğuna inanıyor. Örneğin, arkanızdan bir boz ayı kovalasaydı, bedeniniz buna içgüdüsel olarak tepki gösterirdi. Kalbiniz ve nefesiniz hızlanır ve bedensel olarak yaşamı tehdit eden bir durum için kendini hazırlardı. Aynı tepkilerin çoğu panik atakta da görülür. Bariz bir stres kaynağı yoktur ancak, bir şey vücudun alarm sistemini çelerek düşürmeye çalışır.

Üç yönlü bir yaklaşımı vurgulayan tedavi, insanların bu bozukluğu aşmasına yardımcı olmada en etkili olanıdır: eğitim, psikoterapi ve ilaç.

Panik bozukluğu için herhangi bir tedaviye başlamadan önce, kişinin rahatsız edici semptomların diğer olası nedenlerini belirlemek için kapsamlı bir tıbbi muayeneden (örn. fiziksel) geçmesi gerekir. Bu muayene oldukça gereklidir çünkü aşırı sayıdaki tiroid hormonu, belirli epilepsi türleri veya kardiyak aritmi (kalp atış ritmindeki bozukluklar) gibi birtakım diğer durumlar panik bozukluğuna benzeyen semptomlara neden olabilir.
 
 
Panik Bozukluğu Tedavisinde Psikoterapi

Eğitim, genellikle bu bozukluğun psikoterapi tedavisinde ilk faktördür. Vücudun “savaş-ya da-kaç” tepkisi ve ilgili fizyolojik duyuları hakkında birey bilgilendirilebilir. Panik bozukluğunun tedavisinde, hastanın bilişlerinin farkında olması ve bunları alternatif düşüncelerle değiştirmeyi öğrenmesi hedeflenir. Bu duyuların farkına varıp onları tanımlamayı öğrenmek, panik bozukluğunun tedavisine yönelik genel bir başlangıçtır. Bireysel psikoterapi genellikle tercih edilen yöntemdir ve kısa süreli olan terapi çoğu zaman 12 seansın altındadır. Eğitim, destek ve daha etkili başa çıkma stratejilerinin öğretilmesine verilen önem, çoğunlukla tedavinin temel odaklarıdır. Aile terapisi genellikle faydasız ve uygunsuzdur.
Terapi ayrıca acil fizyolojik sıkıntıyı ve beraberindeki duygusal korkuları azaltmak için panik atak sırasında kullanılabilecek rahatlama ve hayal kurma tekniklerini öğretebilir. Bir atak esnasında, hastanın mantık dışı korkularını (genellikle ölme, bayılma, utanma duygularını) tartışmak, destekleyici bir terapötik ilişki bağlamında uygun ve oldukça faydalıdır. Bu alanda bilişsel veya akılcı-duygusal terapi, verim alınan en iyisi yöntemlerdendir. Paniği tetikleyen durumlara kademeli olarak maruz kalmayı vurgulayan davranışsal bir yaklaşım, çoğu zaman agorafobi veya sosyal fobi gibi kaygı bozuklukları ile ilişkilidir. Hastanın özel sorunları göz önüne alındığında, bu durum bir tedavi yaklaşımı olarak uygun olabilir veya olmayabilir.
Grup terapisi genellikle rahatlama ve ilgili becerileri öğretmek için etkili bir şekilde kullanılabilir ve bu alandaki psikoeğitim grupları genellikle yararlıdır. Biyolojik geri bildirim, bireyin gevşeme becerileri öğrenirken vücudun fizyolojik tepkileri hakkında sesli veya görsel geri bildirim almasını sağlayan özel bir tekniktir, aynı zamanda uygun bir psikoterapötik müdahaledir.
Bir terapi seansında öğretilen tüm rahatlama beceri ve görevleri, hastanın kendine has günlük egzersizlerle güçlendirilmelidir. Eğer birey, belirli bir gevşeme ya da hayal kurma becerilerini uygulamada günlük görevlerini tamamlayamaz ya da istemezse, bu tür beceriler üzerine eğitim vererek bunları vurgulayan terapi muhtemelen başarısız olabileceği gibi daha az başarı da getirebilir. Değişime yönelik bu proaktif yaklaşım (ve bireyin bu yaklaşımı kabul edeceğine dair terapistin beklentileri), tedavinin başlangıcında net bir şekilde açıklanmalıdır. Bu beklentileri açık bir şekilde tartışmak, bu tekniklerin başarısını çok daha fazla artırmaktadır.
 
 
Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT)

Hastanın semptomlarına katkıda bulunan düşünce kalıplarını değiştirebilen veya ortadan kaldıran bilişsel terapinin birleşimi olan bu terapi, aynı zamanda hastanın davranışını değiştirmesine yardımcı olmayı amaçlayan davranış tedavisini de bünyesinde barındırır.
Tipik olarak, bilişsel davranışçı tedavi gören hasta, haftada bir veya üç saat terapistle görüşür. Terapinin bilişsel bölümünde terapist, panik ataklara eşlik eden düşünceler ve duygular için dikkatli bir araştırma yürütür. Bu zihinsel olaylar panik atakların “bilişsel modeli” açısından tartışılmaktadır.

Bilişsel model, panik bozukluğu olan bireylerin çoğu zaman farkında olmadıkları bilişsel çarpıtmalara (düşünce hataları) sahip olduklarını ve bunların bir korku döngüsüne yol açabileceğini belirtmektedir. Döngünün şu şekilde işlemesinin gerektiğine inanılmaktadır: İlk olarak, birey hızlı kalp atışları, göğüs ağrısı ya da hafif bir mide bulantısı gibi potansiyel olarak endişe verici bir duygu hisseder. Birtakım endişeler, hoş olmayan bir zihinsel imaj, önemsiz bir hastalık veya hatta egzersiz tarafından tetiklenebilen bu his, panik bozukluğu olan kişinin endişeye kapılmasına yol açar. Başlangıçtaki kaygı, daha da tatsız duyguları tetikler ve bu da kaygıyı artırarak felaketle ilgili düşüncelere yol açar. Kişi “kalp krizi geçirdiğini” veya “aklını kaçırdığını” düşünür. Bu kısır döngü sonucunda bir panik atak yaşanır. Tüm döngü sadece birkaç saniye sürebilir ve birey ilk duyumların veya düşüncelerin farkında olmayabilir.
 
Bu teoriyi destekleyenler, panik bozukluğu olan kişilerin uzman bir terapist yardımıyla, bu silsileler dizisindeki ilk hissettikleri duygu ve düşünceleri tanıyıp, bu sayede bunlara verdikleri tepkileri değiştirmeyi öğrenebileceklerini belirtmektedir. Hastalara “Bu korkunç duygu daha da kötüleşiyor” veya “Şimdi bir panik atak geçireceğim” veya “Kalp krizi geçireceğim” gibi tipik düşüncelerin“ yerine kaygıyı azaltmaya ve panik ataktan korunmaya yardımcı olan ‘’Şu an sadece huzursuz hissediyorum ancak hemen geçecektir’’ gibi ifadeler öğretilmektedir. Bu başarmak için öğretilir. Düşünce kalıplarını bu tür özel prosedürler öğreterek değiştirmek, hastanın, sorun üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlar.
 
Bilişsel terapide, hasta ve terapist arasındaki konuşmalar, bazı psikoterapi biçimlerinde olduğu gibi, genellikle hastanın geçmişine odaklanmaz. Bunun yerine, konuşmalar, hastanın şu anda sahip olduğu zorluklar, başarılar ve hastanın öğrenmesi gereken becerilere odaklanır.
Bilişsel davranışçı terapinin davranışsal kısmı, gevşeme tekniklerinde sistematik bir eğitimi içerebilir. Hasta doğru şekilde rahatlamayı öğrenerek, genellikle panik atakların oluşmasına ortam hazırlayan yaygın kaygı ve stresi azaltma yeteneğini kazanabilir.

Solunum egzersizleri genellikle davranış terapisi içinde yer almaktadır. Hasta kendi solunumunu kontrol etmeyi öğrenir ve hiperventilasyondan kaçınır - panik atakları tetikleyebilen veya şiddetlendiren normalden daha hızlı ve derin nefes alma şekli.
 
Davranışçı terapinin bir başka önemli yönü de kişinin içsel duyumlarının farkına varıp onlara uyum sağlamaktır. Bu süreçte terapist, bir kişinin panikle ilişkili içsel duyumlarının daha fazla farkına varmasına yardımcı olur. Terapist daha sonra, örneğin, kalp atış hızını arttırmak için egzersiz yapmak, bayılma ve solunum problemlerini tetiklemek için hızlı solunum yapmak ya da baş dönmesine sebep olmak için etrafta dönmek gibi her bireye özgü bir şekilde panik atak hissinin gelişmesine neden olmaları için onları teşvik edebilir. Gerçekdışılık duygularını harekete geçirme alıştırmaları da kullanılabilir. Ardından terapist, hastaya bu duygularla etkin bir şekilde başa çıkmasını ve “Öleceğim” gibi telaşlandıran düşünceleri, “Sadece biraz baş dönmesi; bunun üstesinden gelebilirim" gibi daha uygun ifadelerle değiştirmesini öğretir:

Davranışçı terapinin bir başka önemli yönü de “in vivo” ya da gerçek yaşama maruz kalmadır. Hasta ile birlikte terapist, hastanın belirli yerlerden ve durumlardan kaçınıp kaçınmadığını ve ne tür kaçınmaların hastada sorunlara neden olduğunu belirlerler. Bireyin yaşamına ciddi anlamda engel olup müdahale eden kaçınma davranışları üzerine yoğunlaşır ve el birliği ile çalışırlar. Örneğin, araba sürme korkusu bir hasta için her şeyden önemli olabilirken, markete gidememek bir başkası için korkulu bir rüya olabilir.
 
Bazı terapistler ilk seansları uygulamak için agorafobik bir hastanın evine gidebilir. Çoğu zaman terapistler hastalarını alışveriş merkezlerine ve onların gitmekten kaçındığı diğer yerlere götürebilirler. Ya da araba kullanma korkusunu aşmaya çalışan bir hastalarına eşlik edebilirler.
 
Hasta, artan kaygı düzeyine rağmen devam etme cesaretini göstererek, korktuğu bir duruma kademeli olarak yaklaşır. Böylelikle hasta, her ne kadar korkutucu olursa olsun, bu duyguların tehlikeli olmadıklarını ve geçtiklerini fark eder. Her denemede, hasta dayanabileceği kadar korkuyla yüzleşir. Hastalar, bu adım adım ilerleyen yaklaşım ve terapistin cesaretlendirici tavsiyelerinin yardımıyla, korkularını giderek daha iyi yönetebilmekte ve önceden ulaşılamaz gibi görünen durumlarla başa çıkabilmektedirler.
Birçok terapist, seanslar arasında hastaya “birtakım ev ödevleri” verir. Bazen hastalar terapistle birebir temas halinde sadece birkaç seans geçirirler ve sonrasında kendileri için hazırlanmış bir kılavuz yardımıyla kendi başlarına çalışmaya devam ederler.

Bilişsel davranışçı terapinin etkili olabilmesi için genellikle en az on iki (12) hafta gerekir. Bazı kişiler, becerileri öğrenmek ve uygulamak için daha uzun tedavi süresine ihtiyaç duyabilirler. Kötüye gitme oranının düşük olduğu bildirilen bu tür tedavi, panik atakları ortadan kaldırmak veya sıklıklarını azaltmak için etkilidir. Ayrıca, beklentisel kaygı ve korkulan durumlardan kaçınmayı da azaltır.
 
 
Diğer Terapi Tedavileri

Panik bozukluğu için mevcut olan başka tür psikoterapi tedavileri de vardır. Psikodinamik terapi, terapistin ve hastanın birlikte çalışmasını gerektiren ve hastanın problemlerinin altında yatan duygusal çatışmaların belirlenmeye çalışıldığı bir “konuşma terapisi” şeklidir.
 
Psikodinamik yaklaşımlar panik ataklara neden olan stresi hafifletmeye yardımcı olsa da atakları doğrudan durdurmada yeterli değildir. Aslında, kendi başına bu terapinin, insanların panik bozukluğu veya agorafobiyi aşmalarına yardım etmede etkili olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Fakat, hastanın panik bozukluğu, daha geniş çapta ve önceden var olan duygusal rahatsızlıklarla birlikte ortaya çıkarsa, psikodinamik tedavi genel tedavi programına yararlı bir katkı sağlayabilir.
 
Bir başka tedavi seçeneği psikoterapi grubudur. Bu tür gruplar genellikle haftada bir kez, panik bozukluğu veya fobilerini aşmak için uğraşan diğer insanlarla bir araya gelirler. Haftalık gerçekleşen bu toplantılarda tartışılan konular arasında; kat edilen ilerleme, yaşanan değişimleri teşvik ve grubu yöneten eğitimli bir terapistin rehberliğinden faydalanmak yer alır.
 
 
Panik Bozukluk Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Panik bozukluğu yaşayan birçok insan herhangi bir ilacın kullanımına başvurmadan başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Bununla birlikte, ilaca ihtiyaç duyulduğunda, panik bozukluklar için en yaygın olarak reçete edilen ilaçlar, benzodiazepinler (klonazepam ve alprazolam gibi) ve SSRI antidepresanlardır. Hastanın korku ile ilişkili bazı fizyolojik duyularına yönelik davranışlarını düzeltip değiştirmeye yardımcı olmak için psikoterapi kullanmadan yalnızca ilaç tedavisi uygulamak nadiren tercih edilen bir durumdur.
Genellikle panik bozukluğu tedavi etmek için uzun süreli kullanılan birkaç ilaç vardır: Klonazepam (Klonopin, Rivotril) ve alprazolam (Xanax). Klonazepam ve alprazolamlar, antidepresan ilaçlara nazaran daha az yan etkileri olması gerekçesiyle çoğu doktor tarafından genellikle tercih edilir. Zanaks (Xanax), bağımlılık yaratabileceği için dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. Klonazepam ya da alprazolam tedavisini ani olarak sonlandırmak, nöbet geçirme olasılığını artırabileceği için ilaçların giderek azaltılmasıyla tedavi yavaş yavaş kesilmelidir.
Bu tedavi yaklaşımında hem panik atakları önleyip sıklıklarını ve şiddetlerini azaltmak hem de onunla ilişkili kaygıyı azaltmak için reçete edilen bir ilaç kullanılmaktadır. Hastalar, panik ataklarının daha seyrek ve daha az şiddetli olduğunu fark ettiklerinde, kendileri için önceden limitlerini zorlayan durumlara artık ayak uyduracak kadar cesaret gösterebilmektedirler. Bu şekilde, daha önce korkulan durumlara maruz kalmanın yanı sıra ilaçtan da yararlanmış olurlar.
Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) günümüzde panik bozukluk tedavisinde kullanılan ilaç tedavisinin birinci basamağında yer alır. Diğer yaygın olarak kullanılan ilaçlar ise trisiklik antidepresanlar, yüksek potansiyelli benzodiazepinler ve monoamin oksidaz inhibitörleridir (MAOI'ler). Güvenlik, fayda ve hastanın kişisel ihtiyaçları ile tercihleri ​​dikkate alınarak kullanılacak ilaç belirlenir.
 
Panik atakla başa çıkmada kendi kendine yetme ipuçları

Bu bozukluğun tedavisine çok az sayıda profesyonel dahil olduğu için kendi kendine yetme yöntemleri genellikle tıp dünyası tarafından göz ardı edilir. Dünyadaki topluluklar içinde, bu bozukluğa sahip bireylerin ortak deneyimlerini ve hislerini paylaşmalarına yardımcı olmaya adanmış birçok destek grubu vardır. Kendi kendine yetme ve kişisel gelişim kitaplarını okumak, bireyin panik duygularıyla mücadele etmesine yardımcı olmaktadır. Panik duygularına karşı çeşitli teknikler ve başa çıkma önerileri sağladıkları için bireyler bu yöntemleri rahatlıkla günlük hayatlarında kullanabilirler.
 
Hastalar destek grupları içinde tanıştıkları kişilerle yeni öğrendikleri baş etme ve rahatlama becerilerini denemeye teşvik edilebilirler. Bu sayede yeni ve daha sağlıklı sosyal ilişkiler geliştirmenin önemli bir parçası olabilirler.
 
Panik ataklarınız konusunda ne kadar güçsüz ya da kontrolden çıkmış hissederseniz hissedin, kendinize faydalı olmak adına yapabileceğiniz pek çok şey olduğunu unutmayın. Aşağıdaki kendi kendine yetme teknikleri, panik halinin üstesinden gelmenize yardımcı olmada büyük bir fark yaratabilir:

Panik ve kaygı hakkında bilgi edinin. Yalnızca panik hakkında daha fazla bilgi edinmek bile, sıkıntınızı gidermek için oldukça fayda sağlar. Panik atak sırasında yaşanan kaygı, panik bozukluğu ve savaş-ya da-kaç tepkisi hakkında araştırma yapın. Panik anını yaşadığınızda hissettiğiniz duyguların aslında normal olduğunu ve aklınızı kaçırmadığınızı fark edeceksiniz.
 
Sigara, alkol ve kafeinden kaçının. Bunlar, hassas olan insanlarda panik ataklarını tetikleyebilir. Sigara alışkanlığını bırakmak için yardıma ihtiyacınız varsa, bkz. Sigarayı Bırakma. Ayrıca, diyet hapları ve uyanıklık sağlayan ilaçlar gibi uyarıcı maddeler içeren ilaçlara dikkat edin.

Solunumunuzu kontrol etmeyi öğrenin. Hiperventilasyon, panik atak sırasında ortaya çıkan pek çok duyguyu (göğüs kafesinin sıkışması ve bayılma hissi gibi) beraberinde getirir. Öte yandan derin nefes alıp vermek ise panik belirtilerini hafifletebilir. Nefesinizi kontrol etmeyi öğrenerek, kaygılı hissetmeye başladığınızda kendinizi kolayca sakinleştirebilirsiniz. Ve eğer nefesinizi nasıl kontrol edeceğinizi biliyorsanız, korktuğunuz hisleri tekrar yaşama olasılığınız da azalır.
Rahatlama tekniklerini uygulayın. Düzenli olarak yapıldığında, yoga, meditasyon ve progresif kas gevşetme gibi aktiviteler vücudun gevşeme tepkisini güçlendirir - kaygı ve panikle ilgili stres tepkisinin tam tersi. Bu gevşeme uygulamaları sadece rahatlama sağlamakla kalmaz, aynı zamanda mutluluk ve soğukkanlı olma duygularını da arttırır.

Aile ve arkadaşlar ile yüz yüze buluşun. Kaygı belirtileri kendinizi yalnız hissettiğinizde daha da kötüleşebilir, bu yüzden sizi önemseyen insanlarla bir arada kalın. Eğer tutunacak kimseninizin olmadığını düşünüyorsanız, yeni insanlarla tanışmanın yollarını araştırın ve destekleyici arkadaşlıklar kurun.
 
Düzenli egzersiz yapın. Egzersiz, doğal bir kaygı gidericidir, bu nedenle günde en az 30 dakika hareket etmeye çalışın (10 dakikalık üç seans da aynı derecede iyidir). Yürümek, koşmak, yüzmek ya da dans etmek gibi kollarınızı ve bacaklarınızı hareket ettirmenizi sağlayan ritmik aerobik egzersizler özellikle etkili olabilir.
 
İyi bir uyku çekip yeterince dinlenin. Yetersiz veya huzursuz uyku, kaygıyı daha da artırabilir, bu nedenle yedi ila dokuz saat dinlendirici bir uyku çekmeye çalışın. Uyku sorunlarınız varsa, iyi bir gece uykusu çekmeye yönelik tavsiyeler almak yardımcı olabilir.

 
Panik atak geçiren birine nasıl yardım edilir

Panik atak geçiren bir arkadaşınızı veya sevdiğiniz birini görmek korkutucu olabilir. Anormal derecede hızlı ve derin nefes alabilir, baygınlık, titreme, terleme, mide bulantısı hissedebilir veya kalp krizi geçirdiklerini düşünebilirler. Her ne kadar sevdiğiniz kişinin o anki durumda paniğe kapılmasının mantıksız olduğunu düşünüyorsanız, tehlikenin aslında onlar için oldukça gerçek olduğunu bilin. Yalnızca sakin ol demekle, korkularını en aza indirmelerini sağlayamazsınız. Ancak sevdiğiniz kişinin bu durumdan olabilecek en güvenli şekilde sağ sağlim çıkmasına yardım ederek, bir sonraki ataktan daha az korkmasını sağlayabilirsiniz.
 
Önce kendinizi sakinleştirin. Sakin kalıp anlamaya çalışmak ve yargısız davranmak sevdiklerinizin paniğin etkisinden daha çabuk kurtulmalarına yardımcı olacaktır.

Solunumlarına odaklanın. Panik atak geçiren kişinin oturması için sakin bir yer bulun ve birkaç dakikalığına yavaş, derin nefes almaları için onları yönlendirin.

Fiziksel bir şey yapın. Birlikte kollarınızı kaldırıp indirin ya da ayaklarınızı hızla yere vurun. Bu tür hareket gerektiren bir eylemde bulunmak, bireyin stresle baş etmesine yardımcı olabilir.

Kafalarını başka bir şey ile meşgul edin. Örneğin, panik atak geçiren veya geçireceğini hissettiğiniz kişinin etrafında gördüğü beş şeyi söylemesini isteyin ya da ortak noktalarınız hakkında sakince konuşun.

Yardım istemeleri için onları cesaretlendirin. Panik atak sona erdiğinde, birey bu durumdan oldukça rahatsız olup utanç duyabilir. Böyle bir durumda, moral ve destek sağlayarak yardım almaya teşvik edin.
 
 
AçıkMavi Psikoloji Ekibi

Avrupa Yakası : UBM Plaza,19 Mayıs Mah. 19 Mayıs Cd. No.37 Kat.3 Fulya - Şişli / İSTANBUL
Anadolu Yakası : İçerenköy Mah. Değirmen Yolu Cd. Yüksel Üçüncü İş Merkezi K:4 D: 9 Bostancı- Ataşehir / İstanbul


AçıkMavi Ps. ve Çözüm Merkezi Ltd. Şti. © 2016. Tüm hakları saklıdır.